Antropolojik Bakış Açısının Anahtar Bileşenleri Nelerdir? | Claudine Cassar (Çev: Mehmet Öcal)

0
1093

Antropoloji, insanların ortak yönlerini ve çeşitliliğini inceleyen bir bilim dalıdır. İnsan olmanın farklı yolları, dünyanın farklı bölgelerindeki toplumlar arasındaki ortaklıklar ve farklılıklar, farklı yaşam tarzlarının etkisi ve bunların zaman içinde nasıl geliştiği hakkındaki sorulara yanıt arar. Antropolojik bakış açısı birkaç temel bileşen içerir. Bunlar arasında insan davranışını anlamaya yönelik bütüncül (holistik) bir yaklaşım, kültürel göreceliliğe vurgu ve veri toplama yöntemi olarak katılımcı gözlemine bağlılık yer alır.

Ayrıca antropologlar genellikle iktidar yapılarının ve sosyal eşitsizliklerin insan deneyimini nasıl şekillendirdiğine odaklanırlar ve biyoloji ile kültür arasındaki kesişimleri de inceleyebilirler.

Genel olarak antropolojik bakış açısı, insan yaşamının tüm yönlerinin birbirine bağlı olduğunu kabul ederken, zaman ve mekan boyunca insan deneyimlerinin çeşitliliğini anlamaya çalışır.

Antropolojik perspektifin üç temel/anahtar bileşeni vardır – bunlar karşılaştırmalı veya kültürlerarası çalışmalar, bütüncüllük ve kültürel göreceliliktir.

Antropolojik Perspektifin Bileşenleri (1) – Karşılaştırmalı veya Kültürlerarası Çalışmalar

Farklı kültürleri incelemeden insan çeşitliliğini anlamak mümkün değildir.

Bir antropolog, farklı toplumların incelenmesine taze gözler ve açık bir zihinle yaklaşır. Bir toplumu bir arada tutan şeyin ne olduğunu, o toplumun nasıl işlediğini ve çevresine nasıl uyum sağladığını anlamaya çalışırlar.

1.Bir toplumu bir arada tutan şeyin ne olduğunu

2.Toplumun belirli bir şekilde işlemesini sağlayan şeyin ne olduğunu

3.Toplumun çevreye nasıl uyum sağladığını

4.Toplum içindeki merkezi/ana iletişim biçimlerini

5.İnsanların geçmişinin kültürlerini nasıl şekillendirdiğini

Anlamaya ve çözmeye başladığı takdirde, ancak o zaman bir antropolog, farklı güçlerin insan kültürünün oluşumu üzerindeki etkisinin izini sürebilir.

Bir durumu “dışarıdan” biri olarak gözlemlediğinde, toplumla ilgili ancak, toplumun kendisinin bilinçli bir farkındalığı olmadığı ve “sürekli” böyle olduğu için ortaya çıkan şeyleri fark etme olasılığının yüksek olduğunu belirtmek de cezbedicidir. O kültüre ait olmayan antropologlar bir topluma tarafsız bir gözle bakabilirler. Yerel halkın asla sormadığı soruları sorabilirler. Bu sayede insanların neyi neden yaptıklarını tespit etmek mümkün olur.

Kültürlerarası çalışmalar sadece farklılıkları tespit etmek için önemli değildir. Aynı zamanda antropologların benzerlikleri tespit etmelerini sağlayarak insan olmanın evrensel yanlarını tanımlamalarına da olanak tanır.

Antropolojik Perspektifin Bileşenleri (2) – Bütüncüllük (Holizm)

Antropologlar kültürü, insanların yaşama ve birbirleriyle etkileşim kurma biçimlerini şekillendiren, birbirine bağlı ve birbiriyle ilişkili değerler, inançlar, gelenekler ve uygulamalardan oluşan karmaşık bir ağ olarak görürler. Bir toplumun kültürünün her bir yönü, aynı kültürün diğer yönlerini etkiler ve onlarla etkileşime girer. Bu nedenle, bir kültürü tek başına veya tek tek unsurları parça parça inceleyerek anlamak mümkün değildir. Bu nedenle bir antropolog antropolojik perspektifin tüm bileşenlerini göz önünde bulundurmalıdır.

Bir antropolog bir kültürü anlamaya çalıştığında, kültürün tamamını – tarihini, geleneklerini, dilini, dinini, sanatını, siyasetini ve ekonomisini – ve bu farklı parçalar arasındaki dengeyi göz önünde bulundurmalıdır. Bu, işleyen bir toplum yaratmak için birlikte nasıl çalıştıklarına dair kapsamlı bir anlayış elde etmek için kültürün tüm yönlerinin birlikte incelenmesi gerektiği anlamına gelir.

Örneğin, geleneksel bir tarım topluluğunu inceleyen bir antropolog sadece kullanılan tarım tekniklerini değil, aynı zamanda iş bölümü ve cinsiyet rolleri de dahil olmak üzere tarım etrafındaki sosyal organizasyonu da incelemelidir. Bu şekilde, tarım uygulamalarının aile yapısı ve sosyal hiyerarşi gibi kültürel değerlerle nasıl iç içe geçtiği, toplumun çevresel (örneğin verimli topraklar veya kurak çöl) ve tarihsel bağlamında anlamlı olacak şekilde görülebilir.

Bir etnografik çalışmaya başlarken antropolog denklemin her bir parçasını dikkate almalıdır, aksi takdirde bütünü yanlış anlama riskiyle karşı karşıya kalır.

İktisadi Yapı

Bir antropolog bir kültürü anlamaya çalıştığında, insanların yaşama ve birbirleriyle etkileşim kurma biçimlerini etkileyen çeşitli yönleri göz önünde bulundurmalıdır. Kültür için önemli yönlerden biri de ekonomidir. Bu, üretim tarzının ve üretim ilişkilerinin incelenmesini içerir.

Üretim tarzı, bir toplumda mal ve hizmetlerin nasıl üretildiğini ifade eder. Örneğin, bazı toplumlar geçimlik tarıma dayanırken, diğerleri yüksek düzeyde otomasyona sahip sanayileşmiş ekonomilere sahip olabilir. Üretim tarzının toplumsal örgütlenme, güç-iktidar dinamikleri ve kültürel değerler üzerinde derin etkileri olabilir.

Üretim ilişkileri, çalışma ve mübadele gibi ekonomik faaliyetlerle ilgili olarak insanlar arasında var olan sosyal ilişkileri ifade eder. Bu, iş bölümü, mülkiyet sahipliği ve kaynaklara erişim gibi konuların incelenmesini içerir. Bazı toplumlarda bu ilişkiler akrabalık bağlarına ya da ortak mülkiyete dayanırken, diğerlerinde daha bireysel ya da piyasa ilişkilerine dayalı olabilir.

Antropologlar bir kültürün ekonomisini anlayarak insanların geçimlerini nasıl sağladıklarını, toplum tarafından hangi kaynaklara değer verildiğini ve zenginliğin farklı gruplar arasında nasıl dağıtıldığını anlarlar. Ayrıca ekonomik faaliyetlerin din, siyaset ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi kültürün diğer yönleriyle nasıl kesiştiğini daha iyi anlayabilirler.

Akrabalık Sistemi

Dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus da soy sistemini, evlilik uygulamalarını ve evlilik sonrası yaşam düzenlemelerini içeren akrabalık sistemidir.

Soy sistemi, insanların soy ağaçları aracılığıyla soylarını ve miraslarını nasıl takip ettiklerini ifade eder. Babasoylu anasoylu ve iki taraflı soylu (bilateral) gibi çeşitli soy sistemleri vardır. Bu sistemlerin miras hakları, sosyal statü ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi konular üzerinde önemli etkileri olabilir.

Evlilik uygulamaları da kültürler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Bazı toplumlar görücü usulü evlilikler uygularken, diğerleri bireylerin kendi eşlerini seçmelerine izin vermektedir. Kimin kiminle evlenebileceğine ilişkin kurallar yaş, sosyal statü, din veya etnik köken gibi faktörlere bağlıdır. Evlilik uygulamalarının mülk sahipliği ve miras gibi konular üzerinde de etkisi olabilir.

Evlendikten sonraki yaşam düzenlemeleri de kültürler arasında büyük farklılıklar gösterebilir. Bazı toplumlarda yeni evliler eşlerden birinin ailesinin yanına taşınırken, bazılarında kendi evlerini kurabilirler. Evli çiftlerin yaşam düzenlemeleri, aile birimi içindeki cinsiyet rolleri ve farklı nesiller arasındaki ilişkiler gibi konular üzerinde etkili olabilir.

Antropologlar, bir kültürün akrabalık sistemini anlayarak, ailelerin nasıl organize olduğu ve bir toplumda sosyal ilişkilerin nasıl kurulduğu hakkında fikir sahibi olabilirler. Ayrıca bu ilişkilerin din, siyaset ve ekonomi gibi kültürün diğer yönleriyle nasıl kesiştiğini daha iyi anlayabilirler.

Din, İnançlar ve Ritüeller

Din, bir kültürün kimliğinin önemli bir parçası olabilir ve günlük yaşamın birçok yönünü şekillendirebilir. Farklı kültürler, Hristiyanlık veya İslam gibi tek tanrılı dinlerden Hinduizm veya Şintoizm gibi çok tanrılı dinlere kadar farklı dini inançlara veya uygulamalara sahip olabilir. Din aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleri, toplumsal hiyerarşi ve siyasal iktidar gibi konular üzerinde de etkili olabilir.

İnançlar, antropologların göz önünde bulundurması gereken kültürün bir diğer önemli yönüdür. Bu inançlar gerçekliğin doğası, ahlak ve ölümden sonraki yaşam hakkındaki fikirleri içerebilir. İnançlar insanların kendilerini ve toplumdaki yerlerini nasıl gördüklerini şekillendirir. Ayrıca insanların sağlık hizmetleri veya eğitim gibi konularda nasıl karar verdiklerini de etkileyebilirler.

Ritüeller, tipik olarak dini veya kültürel uygulamalarla ilişkilendirilen resmileştirilmiş davranışlardır. Ritüeller dua, meditasyon veya kurban gibi şeyleri içerebilir. Genellikle bir toplumdaki sosyal normları ve değerleri güçlendirmeye hizmet ederken aynı zamanda bireylere bir topluluk ve aidiyet duygusu sağlarlar.

Antropologlar, bir kültürün dinini, inançlarını ve ritüellerini anlayarak, insanların dünyadaki yerlerini nasıl anladıkları ve toplumlarındaki diğer insanlarla nasıl ilişki kurdukları hakkında fikir sahibi olabilirler. Ayrıca bu inançların siyaset, ekonomi ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi kültürün diğer yönleriyle nasıl kesiştiğini daha iyi anlayabilirler.

Siyaset ve İktidar

Siyaset, bir toplumun nasıl örgütlendiğini ve o toplumda kimin güce sahip olduğunu ifade eder. Farklı toplumlar demokrasi, monarşi veya diktatörlük gibi farklı yönetim biçimlerine sahiptir. Bir toplumdaki farklı gruplar arasındaki güç dengesi de büyük ölçüde değişebilir. Bazı toplumlar açık sosyal sınıflarla hiyerarşik olarak örgütlenmişken, diğerleri daha eşitlikçi olabilir.

Bir kültürün siyasi sistemini anlamak, sosyal eşitsizlik, çatışma çözümü ve karar alma süreçleri gibi konularda içgörü sağlayabilir.

Antropologlar ayrıca bir toplumda siyasi gücün nasıl elde edildiğini ve sürdürüldüğünü de göz önünde bulundurmalıdır. Bu, zenginlik, eğitim veya askeri güç gibi faktörleri içerebilir.

Toplumsal cinsiyet rolleri, antropologların göz önünde bulundurması gereken bir diğer önemli kültür unsurudur. Bu roller, belirli bir toplumda erkek veya kadın olmakla ilişkili davranış ve beklentileri ifade eder. Toplumsal cinsiyet rolleri kültürler arasında büyük farklılıklar gösterebilir ve iş, aile hayatı ve sosyal etkileşimler de dahil olmak üzere günlük yaşamın birçok yönünü etkileyebilir. Bir kültürdeki toplumsal cinsiyet ilişkilerini anlamak, üreme hakları, kadına yönelik şiddet ve eğitim ya da istihdam fırsatlarına erişim gibi konulara dair içgörü sağlayabilir.

Antropolojik Perspektifin Bileşenleri (3) – Kültürel Rölativizm (Görecelilik)

Bu kavram, farklı bir kültürü incelerken bir antropoloğun kendi kültürel önyargılarını askıya alması ve incelediği insanların inançları ve uygulamaları hakkında değer yargılarında bulunmaktan kaçınması gerektiği fikrine atıfta bulunur.

Antropologlar, her kültürün tarihsel, sosyal ve çevresel faktörler tarafından şekillendirilen kendine özgü bir dizi değer, inanç ve uygulamaya sahip olduğunu kabul eder. Bu kültürel farklılıkları dışarıdan bakanların anlaması veya kabul etmesi zor olabilir, ancak antropologların diğer kültürlere açık fikirli bir şekilde ve gözlemledikleri şeylere kendi kültürel değerlerini empoze etmeden yaklaşmaları önemlidir.

Örneğin, görücü usulü evliliklerin yaygın olduğu geleneksel bir toplumu inceleyen bir antropolog, kendi kültürel yetiştirilme tarzına dayanarak bu uygulamayı başlangıçta tuhaf, hatta sakıncalı bulabilir. Ancak, görücü usulü evliliklerin bu toplumda neden uygulandığına dair daha derin bir anlayış kazanmak için antropolog kişisel önyargılarını bir kenara bırakmalı ve bu uygulamanın daha geniş kültürel bağlama nasıl uyduğunu anlamaya çalışmalıdır.

Kültürel görecelilik, tüm kültürel uygulamaların eşit derecede geçerli veya ahlaki açıdan kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Aksine, farklı kültürlerin çevrelerindeki dünyayı anlama ve onunla etkileşime geçme konusunda farklı yöntemlere sahip olduğunu kabul eder. Antropologlar, diğer kültürlere açık bir zihinle ve önyargılı kavramlar veya yargılar olmadan yaklaşarak, bu farklılıkları daha derinlemesine anlayabilir ve aynı zamanda sevgi, kayıp, neşe ve acı gibi evrensel insan deneyimlerini tanıyabilirler.

Özetle, kültürel görecelilik antropolojik perspektifin temel bir bileşenidir. Antropologların, her kültürün tarihsel, sosyal ve çevresel faktörlerle şekillenen kendine özgü bir dizi değer ve inanca sahip olduğunu kabul ederken, diğer kültürlere alçakgönüllülük ve saygıyla yaklaşmasını gerektirir. Antropologlar bu bakış açısını benimseyerek, her kültürü benzersiz kılan şeylere dair daha derin kavrayışlar kazanabilir ve aynı zamanda kültürler arasındaki ortak insan deneyimlerini tanıyabilirler.

Sonuç : Antropolojik Perspektifin Tüm Bileşenlerini Dikkate Almanın Önemi

Antropolojik bakış açısının bileşenleri, bir kültürü bütünüyle anlamak için çok önemlidir. Bu faktörleri dikkate almadan bir antropoloğun bir kültürü anlaması eksik olacaktır ve yanlış anlamalara veya yanlış yorumlamalara yol açabilir.

İlk olarak, bir toplumdaki siyaset ve güç/iktidar dinamiklerini incelemek önemlidir çünkü kararların nasıl alındığına ve günlük yaşamın farklı yönleri üzerinde kimin söz sahibi olduğuna dair içgörü sağlar. Bu bilgi antropologların sosyal eşitsizlik, çatışma çözümü ve karar alma süreçleri gibi konuları anlamalarına yardımcı olabilir. Bir antropolog, bir kültürün siyasi sistemini anlayarak, o kültürün yapısı ve işlevi hakkında daha derin bir anlayış kazanabilir.

İkinci olarak, toplumsal cinsiyet rollerinin incelenmesi önemlidir çünkü farklı toplumlarda kadın ve erkeklerin birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarına ışık tutmaya yardımcı olur. Bir kültürdeki toplumsal cinsiyet ilişkilerini anlamak, üreme hakları, kadına yönelik şiddet ve eğitim ya da istihdam olanaklarına erişim gibi konulara dair içgörü sağlar. Bu bilgi, antropologların toplumsal cinsiyet kimliğinin bireylerin yaşamlarını farklı şekillerde nasıl şekillendirdiğini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.

Son olarak, kültürel görecelilik başka bir kültürü doğru bir şekilde anlamak için gereklidir. Antropologların, her kültürün tarihsel, sosyal ve çevresel faktörlerle şekillenen kendine özgü bir dizi değer ve inanca sahip olduğunu kabul ederken, diğer kültürlere alçakgönüllülük ve saygıyla yaklaşmasını gerektirir. Antropologlar bu bakış açısını benimseyerek kendi kültürel önyargılarını gözlemlerine empoze etmekten kaçınabilir ve bunun yerine inceledikleri insanların inanç ve uygulamalarını kendi terimleriyle anlamaya çalışabilirler.

Genel olarak, antropolojik perspektifin bu üç bileşeni, belirli bir kültürün bütünsel bir görünümünü sağlamak için birlikte çalışır. Bir antropolog, bir kültürü incelerken bu bileşenleri göz önünde bulundurarak, o toplumun tarihi, gelenekleri, inançları, uygulamaları ve zaman içindeki yaşam biçimi hakkında daha eksiksiz bir resim elde edebilir.

Metnin Linki: https://anthropologyreview.org/anthropology-explainers/key-components-of-the-anthropological-perspective/