“Etnography: Step by Step” Üzerine Bir İnceleme | Elif Kaşık

0
1057

David M. Fetterman, doktorasını Stanford Üniversitesi’nde eğitim ve tıbbi antropoloji alanında tamamlamıştır. Şu anda uluslararası bir değerlendirme danışmanlığı olan Fetterman & Associates’in başkanı ve CEO’sudur. Çalışma ve ilgi alanları oldukça geniş olan Fetterman’in başlıca uzmanlık alanları; yükseköğrenim, tıp eğitimi, çevre sağlığı ve güvenliği, örgütsel öğrenme ve geliştirme olarak sıralanabilir. Birçok eser yayınlamış olan Fetterman’in bu yazıda Etnography: Step by Step adlı eseri değerlendirilecektir. Bu kitap, en temelde etnografinin ne olduğu, Fetterman’in etnografiyi nasıl değerlendirdiği, kimlerin bu araştırma desenini kullandığı, bir etnografik araştırma için sırasıyla izlenmesi gereken yollarının nelerden oluştuğu, bu sıranın takip edilmesinin neden gerektiği ve niçin önemli olduğu gibi birçok soruya yedi ana başlıkta örneklerle detaylandırarak yanıt veren bir kitaptır.  Bu bağlamda Fetterman, entografiyi sosyal etkileşimin karmaşık dünyasında istekli, hevesli bir yolculuk yapmaya benzetir ve etnografinin öneminin yapılacak olan bu gündelik yaşamdaki yolculukta bir alet-araç görevi üstlenmesiyle ortaya çıktığını düşünür. Bu yüzden de alanı (fieldwork) entografik araştırma deseninin kalbi olarak görür. Araştırmacıyı ise hem bir hikaye anlatıcısı (descriptive özelliğinden dolayı) hem de bilim insanı olarak değerlendirir.  Çünkü araştırma sürecine bu iki özellik eşlik eder ve araştırma kısmında katılımcılarla yapılan görüşmelerde araştırmacının tutumu bir bilim insanınınki gibi olabildiğince yargısal olmayan, öznel fikirleri içermeyen bir süreci içerirken araştırma bittikten sonraki yazım aşamasında gözlemleri ve bulguları ifade ediş biçimi ise daha çok yorumsaldır. Başka bir deyişle Fetterman’e göre, etnografik araştırma yürüten araştırmacının görevi; hem yerlinin kendisi hakkındaki düşüncelerini içeren bilgileri (emic) hem de kendisinin katılımcı hakkındaki ve onun etkileşim halinde olduğu çevre hakkındaki gözlemleri toplamasıdır (etic).

Birinci bölümde Fetterman, her araştırma için gerekli en temel adımın belirli bir araştırma konusu seçmek olduğunu ve araştırma konusu belirlendikten sonra probleminin, sorunsalının tespit edilmesi, daha sonra bu probleme en uygun araştırma yönteminin belirlenmesi ve araştırmanın teorik olarak hangi paradigmayla açıklayacağına karar verilmesi gerektiğini belirtir. Özellikle araştırmaya yönelik benimsenmiş teorik yaklaşım probleminizin tanımlanmasında ve onu nasıl ele aldığınız konusunda oldukça çok ipucu içerir.  Örneğin, etnografik araştırma deseni daha çok fenemonolojik paradigmayı kullanır çünkü fenemonolojik paradigma, çoklu gerçeklikleri ve insanların içinde bulundukları toplumu ve toplumsal etkileşimi nasıl yorumladıklarının araştırılmasıdır. Ayrıca tümevarımsal bir yaklaşımı içerdiği için de fenemonolojiden faydalanılır. Ancak elbette araştırma desenine göre pozitivist, yapısal işlevselci, çatışmacı, feminist ya da tarihsel materyalizm gibi çeşitli paradigmalar da kullanılabilir. Bu sizin çalışmanızda en kolay ve etkili ifadeyi sağlamanıza yardımcı olan paradigmayı seçmenizle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla bir araştırmanın ilk adımını oluşturan bu sürecin aynı zamanda araştırma için en önemli adımlardan birini de oluşturduğunu söylemek mümkündür.

Fetterman ikinci bölümde ise etnografik araştırma yapmayı planlayan araştırmacılar için alanda onlara rehberlik edebilecek olan en önemli kavramları açıklamaya çalışır. Bu noktada ilk ele aldığı ve en kapsamlı entografi kavramı olarak değerlendirdiği kavram kültürdür. Nitekim etnografyanın etimolojik köken itibariyle de kültür bilimi olması Fetterman’in kültür kavramına verdiği önem bakımından anlaşılırdır. Dolayısıyla çalışılmak istenen grup ya da topluluğun kültürel özellikleri ve davranışlarının bilinmesi gerekir çünkü araştırmacının ve katılımcının verdiği yanıtlar arasında başvurabileceği gündelik söylem ya da ifadeleri anlaması için bu kaçınılmazdır. Fakat sadece kültür konusunda bilgiye sahip olmak yeterli değildir. Nitekim etnografik araştırmayı diğer araştırma türlerinden ayıran en önemli özelliği; alanda bu kültürün bizzat tecrübe edilerek gözlemlenmesidir. Örneğin yabancı bir toplumda uzun bir zaman geçiren araştırmacı o toplumun ya da grubun baskın fikirlerini, akrabalık ilişkilerini, ekonomik ve dini özelliklerini yürürken, konuşurken, yemek yerken ve hatta uyku alışkanlıklarında bile kültürel yaşam pratiklerinin neler olduğunu gözleme fırsatı bulabilir. Bunun yanı sıra etnografik araştırma sürecinde önemli olan diğer bir kavram ise bütüncül yaklaşımdır (holistic perspective). Fetterman’e göre, bu yaklaşım bir kültürel sahneyi gözlemlemenin çok daha ötesini anlamaya çalışır. Dolayısıyla her durumunun çok katmanlı anlamını bağlamı içerisindeki ilişkiler ve etkileşimlerle değerlendirmeye çalışır. Öte yandan bu bölümde yer verdiği diğer önemli kavramlar ise emic ve etic perspektifler, yapı ve işlev, bağlamsallaştırma, sembol ve ritüeller, mikro ya da makro düzeyde çalışmalar ve operasyonelleştirmedir.

Üçüncü bölümde Fetterman, etnografik araştırmada kullanılabilecek metot ve teknikleri ve bunların araştırma için katkılarını ele almaktadır. Örneğin; alan araştırması yapmak bir toplumun ya da grubun kültürel yapısını öğrenmenin çok iyi bir yolu olabilir. Ancak bu hususta önemli olan araştırmanın kapsamıdır. Başka bir deyişle örneklem grubunun seçimi, araştırmanın kapsamını ve sınırlılıkları bilmek alana inmeden önce çok önemlidir. Ayrıca alana girerken de dikkat edilmesi gereken belirli kurallar vardır. Bu yüzden doğrudan bir topluma veya gruba araştırma yapmak için girmenin tehlikeli ve yanlış olduğunu söyleyen Fetterman, muhtemel olasılıkları göz önüne alıp bunlara dikkat edilerek sahaya inilmesi gerektiğini belirtir. Bu bağlamda da araştırmacı için araştırmayı daha kolay kılacak gatekeeper’ların önemine vurgu yapar. Gatekeeper’lar, katılımcının araştırmacı hakkında genel bir bilgiye sahip olması ve görüşmeyi kabul etmesi konusunda bir aracı rolü üstlenen kişilerdir. Etnografik araştırmaların birçoğunda alandan etkili bir analiz için katılımcı gözlem (participant observation) tekniğinin kullanıldığını söyleyen Fetterman, katılımcı gözlem tekniğini kullanacak araştırmacı için ideal sürenin altı ay ya da bir yıldan fazla olması gerektiğini düşünür. Çünkü katılımcı gözlem; o toplum ya da grupla yaşamak, onların gündelik ilişkilerinin nasıl ilerlediğini ve işlediğini tecrübe ederek gözlemleme aracıdır. Öte yandan yürütülen etnografik araştırmanın güvenirliliği ve geçerliliği için bu sürecin önemine de değinir. Diğer bir araştırma tekniği ise; görüşme, mülakattır. Bu görüşmeler genelde araştırmanın amacını, katılımcının rızasını ve araştırma sorularından oluşan yarı yapılandırılmış soruları içerir. Özellikle derinlemesine görüşme yapan araştırmacının dikkat etmesi gereken birtakım durumlar vardır. Örneğin, araştırmacının soracağı soru karşısında katılımcı hüzünlenebilir ya da aşırı mutlu olabilir ve aynı zamanda ses tonunda yaşanacak değişikler, kaçamak verilen cevaplar araştırmacı için bir veri sağlamaktadır bu yüzden bu durumları da not etmek oldukça önemlidir. Bundan dolayı bir görüşmeye giderken araştırmacının giyeceği kıyafetin uygunluğuna, görüşme esnasındaki tutum ve davranışları da dikkat etmesi gerekir. Dolayısıyla hem katılımcının hem de araştırmacının birbirlerine karşı bir gözlem aşamasında olduğu unutulmamalıdır. Fetterman’in dikkat çektiği önemli bir diğer özellik ise araştırma için bazı insanlar daha konuşkan ve kültürel hassasiyete daha fazla sahip olurlar bunlar araştırma için key actor’dürler. Birden fazla görüşmeci ile yaptığınız ve elde ettiğiniz verilerden daha fazlasını key actor özelliğe sahip bir katılımcı verebilir.  Diğer bir yöntem, yaşam hikayeleri ve otobiyografik görüşmelerdir. Her ne kadar bu yöntem bir gruptan ziyade tek bir kişiyle görüşmeye dayansa da Fetterman, key actor olan bir kişiyle yapılacak görüşmenin bir grupla ilgili çok fazla tarihsel, kültürel ve hatta ekonomik bilgi içerebileceğini bu yüzden de oldukça önemli olduğunu düşünür. Burada ise akla katılımcının anlattıklarının doğru olup olmadığı sorusu gelir ancak bunun pek önemli olmadığını söyleyen Fetterman, önemli olan şeyin bireyin geçmiş algısını, geçmiş algısından kültürel değerleri nasıl hatırladığı, toplumsal ilişkileri nasıl değerlendirdiği ve bunları anlatırkenki ruh haline dair sunduğu veriler olduğunu düşünür. Ayrıca bu bölümde Fetterman, görüşme sırasında not alma ve o notları listeleyip sınıflandırmaya yönelik teknik bilgilerden de bahsetmektedir.

Fetterman, dördüncü bölümde araştırma yaparken gözlemleri ve görüşmeleri kaydedecek ve sonradan kullanılacak çeşitli araçlardan bahseder. Bu araçlar bilgiyi toplarken, depolarken ve analiz edip değerlendirme sürecindeyken büyük bir öneme sahiptir. Fetterman, ilk ve en yaygın aracı kağıt ve kalem olarak değerlendirir çünkü görüşme esnasında sürekli katılımcının söylediklerini araştırmacının aklında tutması mümkün olmadığı için kağıt ve kaleme ihtiyaç duyar. Ancak sürekli not alıp yazı yazmanın da görüşmede dezavantaja dönüşebileceğini, katılımcının rahatsız olabileceğini buna dikkat edilmesi gerektiğini düşünür. Nitekim böyle bir durumda ses kayıtlarına ihtiyaç duyabiliriz ancak ses kayıtları bireyler tarafından bir tehdit olarak algılanabileceği için kabul ettirmenin zor olduğunu söyleyen Fetterman, katılımcıya istemediği yerlerde ses kaydını kapatabileceğini söyleyerek güven hissi verilebileceğini söyler. Bunlara ek olarak bu bölümde Fetterman, gelişen teknolojiyle eş zamanlı olarak araştırmacılarında hem not tutma hem de araştırma sonucu verileri girmek ve değerlendirmek için kullanabileceği birçok ortaya çıktığından bahseder. Aynı zamanda internet sayesinde alana inerken kullanılabilecek navigasyon gibi uygulamaların araştırmacının işini kolaylaştırdığını bu yüzden bu gelişmelerden faydalanılabileceğini belirtir.

Beşinci bölümde ise Fetterman, elde edilen verilerin girişi ve analizine dair kuralları açıklar ve çeşitli analiz biçimlerine yer verir. Bu analiz biçimleri genel olarak üçgenleme (triangulation), haritalandırma (maps), düşünce ve davranış örüntülerini modelleme (patterns) ve belirli temsilleri içeren ritüeller, etkinlikler (key event) sayılabilir. Ama bunlara ek olarak gruplama, matrisleme süreçleri de dahil edilebilir. Araştırmanın saha kısmı tamamlandıktan sonraki veri analizi kısmında Fetterman, istediğinden çok daha karmaşık ve fazla bilgi ile karşılaşılabileceğini bundan dolayı da öncelikle hangi analiz biçimini kullanarak başlaması gerektiği üzerine özenle düşünülmesi gerektiğini ifade eder. Düşünme sürecine aynı zamanda hangi analiz biçimi kullanılacağı da eşlik eder. Aynı zamanda bu, sahada elde edilen verilerin en uygun analizi sağlaması için önemli bir süreçtir. Bu nedenle Fetterman, bu bölümde ayrıca bağlam analizi gibi farklı analiz biçimlerine de yer verir.

Altıncı bölümde ise zor olduğu kadar sonucu memnun edici bir aşama olan yazma aşamasına geçiştir. Fetterman’e göre, bu süreçte araştırmacı aylar süren araştırmasındaki notlarını sosyal ilişki ve etkileşimlerini içeren gözlemlerini ortaya koyar. Burada Fetterman, tekrar araştırma sırasında alınan notların önemine vurgu yaparak yazma aşamasında bu notların oldukça kullanışlı ve faydalı olacağını belirtir. Çünkü yazma eylemi aynı zamanda bir sınıflandırma ve gereksiz verilerden arındırma aşamasıdır. Bundan dolayı ilk olarak araştırmanın amacını ifade eden research proposals kısmıyla yazmaya başlanılabilir. Bu kısım aynı zamanda ilerleyen sayfalardaki yazılar için bir giriş olduğundan iyi planlanmalı ve özenli, açık bir dil kullanılmalıdır. Aynı zamanda bu yazı aşamasında sürekli geri bildirim (feedback) alabilmenin yazma sürecini kolaylaştırdığını vurgulayan Fetterman, eleştirel bir değerlendirme sunulduğu zaman buna yönelik düzeltmelerde yapılabileceğe için geri bildirimleri önemser. Ayrıca bu bölümde yoğun tasvirleme (thick description) ve görüşmecilerin cümleleri içeren (verbatim quotations) alıntıların etnografik araştırma için büyük bir önemi olduğundan bahseder.

Yedinci ve kitabın son bölümünde ise Fetterman, etnografik araştırmasında etik kuralların karmaşıklığını örneklendirmek için etnografik yaklaşımların çeşitliliğini açıklamıştır. Bunları açıklamadan önce çeşitli etnografi türlerine yer verir. Bunlar; akademik, uygulamalı, yönetimsel, eylemsel, savunmacı yaklaşımlardır. Bu yaklaşımları açıklayarak örnek verdikten sonra Fetterman, genel etik kuralların bu etnografik yaklaşım türlerine göre çeşitlilik gösterdiğini ve bu yüzden de karmaşık olduğunu belirtir. Ancak ortak bazı genel kurallar mevcuttur. Bunlar; gerekli izinler, güvenilirlik için katılımcıya araştırmayla ilgili gereken bilgilerin verilmesini içerir.  Ayrıca bu bölümde araştırmanın yaşam döngüsü adlı başlıkta araştırma sürecine eşlik eden bazı süreçlere yer verir.

Özetle, Fettermen’in Etnography: Step by Step adlı eseri en temelde uygulamalı bir araştırma metodu kitabı olmasından dolayı oldukça teknik bir kitaptır. Fakat Fetterman, bu teknik anlatımı etnografik araştırmayı bir seyahate benzeterek ve yedi bölümde bu yolcuğun seyrinin aşamalarını sunarak daha kolay ve daha keyifli bir okuma sunar. Bu yüzden kitap özellikle de etnografik araştırma ile ilgili gerekli temel bilgileri içeren bir ders kitabı niteliği taşıdığı için Türkçeye tercüme edilmesi büyük bir kazanım olacaktır. Çünkü mevcut literatürde Türkçe etnografi kitapları nicelik olarak yetersizdir. Bunlara ek olarak ülkemizde son dönemlerde nitel araştırma yapmaya yönelik artan ilgi düşünüldüğünde kitabın Türkçeye kazandırılması daha da anlam kazanmaktadır. Özellikle etnografik araştırma yürütecek araştırmacılar için yol gösterici özelliğe sahiptir. Dolayısıyla adım adım etnografik araştırma yapmanın yolunu anlatan bu kitap, araştırmacının yolculuk esnasında karşılaşabileceği yolları her bir adım üzerinde özenle durarak[1] bütün ayrıntılarıyla açıklamıştır. Bu yüzden de etnografik araştırma yapan ve yapmayı düşünen ya da ilgili olan tüm okurlar için temel bir ders kitabı niteliğindedir.

Kaynak

Fetterman, David M (2010). Ethnography: Step by Step. London: SAGE.


[1] Bu yazıda kitaptaki tüm bölümlere yer verilse de bölümlerin içerisindeki başlıkların tümüne yer verilememiştir. Çünkü genel olarak kitaba yönelik bir bilgilendirme amaçlanmıştır ve kitabın bir araştırma türü üzerine yazılmış olmasından kaynaklı bazı noktalarda teknik anlatımı dolayısıyla bazı başlıklar doğrudan değerlendirilmemiştir.