Türkiye’deki İntiharlara Dair Bir İnceleme | Nursena İspir

1
639

Giriş

İntiharla ilgili olarak, bireyin kendini kasıtlı biçimde öldürmesi şeklinde olarak genel bir tanım yapılmaktadır. Fakat intihar sadece birey üzerinde incelenmemeli, sosyal süreç ve koşulların iç içe olduğu karmaşık bir olgu olarak düşünülmelidir. İnsanlık tarihi boyunca bazı insanlar yaşamının bir döneminde intihar girişiminde bulunabilir ve bu girişimlerin bir kısmı ölümle sonuçlanır. İntihar düşüncesi ve davranışı yaşama isteğine zıt bir eylem olmakla birlikte intihara iten birçok risk faktörü bulunabilmektedir. İntiharı tek bir olayla çözümlemek veyahut olaya bağlamak bizi sonuca götürmez. Bu çalışmada, intiharın, bireylerin hayatındaki etkisini, psikolojik ve toplumsal etkisini, çocuk intiharını, yetişkin intiharını, yaşlı intiharını, dini açıdan, alkol ve madde bağımlılığı açısından, eğitim- meslek ve siyasi açıdan, bölgesel ve mevsimsel intihar, medyanın intiharı lanse ediş şekli, intihar yöntemlerini ve kadın erkek arasındaki intihar oranlarını ve nedenlerini inceleyeceğim. Durkheim’ın ‘İntihar’ (2017) kitabını referans alarak günümüz Türkiye’sinde intihar türlerinin ne şekilde gerçeklik kazandığına dair bir inceleme sunmaya çalışacağım.

İntiharın Psikolojik ve Toplumsal Etkisi

İntihar, ne kadar birey odaklı olsa da sosyal süreç ve toplumsal olgularla yakından ilişkilidir. İntihar olgusuna sadece birey odaklı veyahut toplum odaklı bakmak yanlış bir tutum olur. İntihar çok eski süreçten gelen bir durumdur. Dünyanın her köşesinde görülür, evrensel bir nitelik kazanmıştır. Ne kadar bireyin öfke, panik, korku, depresif durumları göz önüne alınsa da toplumdaki konumu, durumu, toplumun ve çevrenin birey üzerinde oluşturduğu etkiler göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Kişinin ani duygu değişikliği nedeniyle gerçekleşebilir. Fakat genel olarak ümitsizlik ve çaresizlik duygusuyla ortaya çıkar. İntihar girişiminde bulunan bireylerin sorunları birbirinden farklı ama ortak nokta bireylerin umudunu yitirip intihara yönelmesidir. İntihar eden kişinin ailesi, sosyal çevresi suçluluk duygusuna kapılabilir. İntiharın medya üzerinden lanse edilmesi herkeste bir his uyandırmazken intihara meyilli olan kişilerin de intihar girişiminde bulunmasıyla sonuçlanabilir. İntihar eden bireylerin bu durumu aile fertlerini derinden etkiler ve aile fertlerinde suçluluk hissi uyandırır.

Durkheim’ın İntihara Bakış Açısı

Durkheim, her toplumun kendine özgü olan ve büyük toplumsal dönüşümler ya da olağandışı durumlar olmadıkça durağan kalan bir “toplumsal intihar oranı” bulunduğunu belirtir (2017;7).  Yukarıda belirttiğim gibi Durkheim intiharın toplumsal olgu olduğunu ifade eder. Bu yönüyle Durkheim’e göre intiharın neden gerçekleştiği konusunda inceleme yaparken referans almamız gereken etkenler; bireyin toplumla kurduğu ilişki, toplumun yapısı, bireyin toplumla bütünleşme şekli vs.

Durkheim, toplumun dini yapısı, toplumda gerçekleşen evlilik ritüelleri, toplumun ekonomik geçim kaynakları, aile yapıları üzerinde durulması gerektiğini ifade eder. Koşullar yıllar boyu aynı kalırken değişimler söz konusudur. İntihar da toplu durumda yaşamanın zorunluluğundan kaynaklanır, toplumsal etkenleri vardır. Durkheim intiharı toplumsal olarak ele alırken intiharı kişinin sorumluluğundan toplumun sorumluluğuna taşımaktadır. İntiharın kişisel ve ahlaki mesele olmasının yanı sıra kolektif insan mutluluğuyla alakalı bir durum olduğunu savunmaktadır. Durkheim intiharı 3 temel kategoriye ayırır. Egoistik (bencil), altrustik (elcil) ve anomik (kuralsızlık) intiharlardır. Burada toplumla bağdaştırılan intihar etkili olmasına karşın eksik yönleri de içinde barındırır. Toplumdaki kırılmalar, değişmeler göz ardı edilmemektedir. Toplumsal olmayan etkenler ile intihar arasında bir zorunluluk olmamasıyla beraber bu etkenlere neden olacak etmenleri göz ardı etmemiştir. Bu dolaylı etkenler; dini inanç, aile yapısı, siyaset, meslek grupları gibi etkenlerdir. Buradan hareketle intiharı üç kümede incelemiştir.  

Bencil intihar, sosyal çevreyle bütünleşememe sonucu ortaya çıkan bir durum. Burada toplumdan çok aile daha baskındır. Aile bağları ne kadar kuvvetliyse bireyin intihar teşebbüsü o kadar azalır. Bireyi kendi başına bırakmak ve bırakan etkenler çoğalırsa intihar olayları da o derece artar. Bireyi başkasına yönelten bu duyumsama ve dayanışma duygusu toplumun etkisiyle oluşmuştur; bireyleri kendi tasarımına göre biçimlendirerek, onlara davranışlarını yöneten dinsel, siyasal, ahlaki inançları benimseten toplumdur; birey, toplumsal rolünü yerine getirebilmek için zekâsını geliştirmek istemektedir ve ona bu gelişme için gerekli araçları kendi bilgi hazinesinden sağlayan yine toplumdur (Durkheim 2017: 239). 

Elcil intihara bakacak olursak, toplumla aşırı bütünleşmeden kaynaklandığı söylenebilir. Burada toplumun olumsuz etkileri açıkça görülmektedir. Birey ne kadar katı biçimde bağlanırsa intihar düşüncesi o denli artar. Toplumun adetleri, gelenekleri vs. bireye dayatmış olduğu katı kurallar bireyler üzerinde baskı yaratır. Bireyler toplum tarafından dışlanmamak için katı bir şekilde topluma boyun eğmekte ve bu bir süre sonra bireyi toplum için intihar etmeye sürüklemektedir. Aşırı bireycilik intihara sürüklerken, aşırı toplumcu olmak da bireyleri intihara sürükler. Bencilliği, ben’in kendi yaşamını yaşadığı ve yalnız onun gereklerine uyduğu bir durum olarak tanımladığımıza göre, elcillik de bunun tersi durumu yani ‘ben’in kendisine ait olmadığı, davranışlarının hedefinin kendisi dışında, içinde yer aldığı kümelerden birinde bulunduğu durumu anlatır (Durkheim 2017: 250).

Kuralsızlık (anomik) intiharında Durkheim “bireyin ufkunun ya aşırı genişlemesinden ya da aşırı biçimde daralmasının sonucu” (Durkheim 2017:8) olarak görmektedir. Bu intihar türünde bir uyumsuzluk olduğu görülebilmektedir. Yaşantıdaki ani değişimler buna örnek olabilir. Ama toplumun, yalnızca bireylerin duygu ve etkinliklerini eşitsiz bir yoğunlukla kendine çeken bir şey değildir. O aynı zamanda düzenleyici bir güçtür. Bu düzenleyici etkinin gerçekleşme biçimi ile intiharların toplumsal oranı arasında bir ilişki vardır (Durkheim 2017: 275). 

Durkheim’a göre, ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağı bilinerek yapılan olumlu ya da olumsuz bir edimin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölüm olayına intihar denir. İntihar girişimi ise, bu biçimde tanımlanan ama ölüm sonucu doğurmadan durdurulan edime denir (Durkheim 2017: 25). Durkheim intiharın delilikle olan ilişkisini de ele almıştır. Ona göre intiharın hiçbir ruhsal bozuklukla ilişkisi yoktur. İntiharlar delilik biçimi değildir ya da nedeni de değildir. Görülüyor ki Durkheim’e intihar ile arasında düzenli ve tartışma götürmez bir ilişki bulunan hiçbir ruhsal bozukluk durumu yoktur. Bir toplumda intiharların daha çok ya da daha az oluşu, orada ruh hastalarının daha çok ya da daha az oluşundan dolayı değildir. Değişik biçimleriyle ruhsal bozulma, insanı kendini öldürmeye götüren nedenlerin biri değildir. Koşullar aynı olduğunda, ruh bozukluğuna düşmüş kişinin sağlıklı kişiye göre daha kolaylıkla kendini öldürdüğü kabul edilebilir; ama kendini öldürmesi zorunlu olarak bu ruhsal durumdan dolayı değildir. Ondaki bu eğilim, ancak araştırılması gerekli başka etkenlerin etkisi altında ortaya çıkmaktadır (Durkheim 2017: 69-70).

Durkheim ne kadar ruhsal ve biyolojik etkenlerle olmayacağını düşünse de ruhsal ve biyolojik etkiler büyük ölçüde belirleyici konumda. Biyolojik etkenlerde cinsiyet, boy, kilo yani aslına bakılırsa daha çok kalıtımsal özellikler ön plana çıkmaktadır. Birey boyundan, kilosundan, dış görünüşünden dolayı toplum tarafından dışlanma hissedip intihara yönelebilir. Psikolojik yönden etkilerinde ise depresyon, öfke, suçluluk duygusu intiharı doğurur. Bu durum bencil intihar türüdür. Koşullar değişebilir, koşulun etkisi azabilir ve artabilir. Toplumdaki düzen ve denge intiharın sürecini belirler. Toplumsal yapının bütünleşme, düzen ve kurallardan yoksun olması intihar olaylarının da artmasına neden olacaktır. İntiharın evrensel olduğunu söylemiştik, toplumdan topluma değişen bir yapıda yani bölgeden bölgeye farklılık gösterebilir. İklim ve sıcaklık burada önemli etkenlerdendir, sıcak bölgede olan insanlar daha sakinken soğuk bölgede olanlar daha asabi bir yapıya sahipler. Sinir yapılarının zayıf olması intiharı da doğrudan olmasa bile dolaylı olarak ekiler.

Türkiye Bağlamında İntiharların İncelenmesi

Bu bölümde 2019 istatistik verilerinden yararlanarak, intihar şekillerini, nedenlerini, cinsiyet ve yaş gruplarına göre Türkiye’deki intihar oranlarının çıkarımını yapmaya çalışacağım.

Tablo 1. 2019 Verilerine Göre Türkiye’de Cinsiyet Ve İntihar Nedenleri

Kaynak; TÜİK Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığından elektronik ortamda elde edilen 2019 intihar verisine göre oluşturulmuştur.



Türkiye’de intihar nedeniyle birçok birey hayatını kaybetmektedir. Tablo 1’de görüleceği üzere erkek intihar oranı kadın intihar oranından yüksektir. Öğrenim durumu, hastalık, aile geçimsizliği, ticari başarısızlık ve diğer olmak üzere intihar nedenleri bulunmaktadır. Erkeklerde intihar nedenleri arasında diğer nedenler daha fazla iken kadınlarda aile geçimsizliği fazla arkasından hastalık takip ediyor. Erkelerde de aynı şekilde diğer nedenlerden sonra hastalık geliyor.

Tablo 2. 2019 Verilerine Göre Türkiye’de Cinsiyete Göre İntihar Şekilleri


Kaynak; TÜİK Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığından elektronik ortamda elde edilen 2019 intihar verisine göre oluşturulmuştur.

Tablo 2’de görüldüğü üzere erkeklerde asarak intihar şekli daha baskın, ardından diğer nedenler takip ediyor. Kadınlarda asarak intihar etme daha yaygın intihar şekilleri arasında yer alıyor. Hem kadın ve hem erkek cinsiyet için en sık izlenen üç intihar yöntemi asarak, ateşli silah ve yüksekten atlama olmakla beraber, yüksekten atlama ve kimyasal madde kullanma kadın cinsiyette, ateşli silah ise erkek cinsiyette daha fazladır.

Tablo 3. ’’2019 Verilerine Göre Türkiye’de Yaş Gruplarına Göre intihar Şekilleri



Kaynak; TÜİK Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığından elektronik ortamda elde edilen 2019 intihar verisine göre oluşturulmuştur.
 

Tablo 3’te görüleceği üzere, 2019 TÜİK verilerine göre, Türkiye’de intiharın en çok görüldüğü yaş grubu 20-24 yaş arası kişilerden meydana geliyor. Onun ardından 30-34 yaş arası geliyor. 25-29 yaş arası 3. sıklıkta yer alıyor. Geleceğini inşa etme aşamasındaki bireylerde daha fazla intihar teşebbüsü görülüyor diyebiliriz. En az intihar oranına sahip yaş grubu 15 yaş. 15-29 yaş arasında okul ve sınav stresi, meslek edinme ve iş bulma kaygıları, evlenme ve çocuk sahibi olma, erkekler için askerlik gibi yaşama yön veren olayların bu yaş grubu içerisinde gerçekleştiği söylenebilir. En az intihar oranlarından 2. sıklıkta 70-74 yaş arasındaki bireyler oluşturmaktadır. 3. sıklıkta 75+ yaş grubundakiler gelmektedir.

İntihar kayıtları ve istatistikleri dışında ülkelerin ekonomik durumu, gelişmişlik düzeyi, kültürel yapısı, yaşam tarzları, dini inançları, coğrafik konumu, iklimi ve hava durumu gibi pek çok özelliği intihar hızlarının belirlenmesinde rol oynuyor olabilir.

Türkiye’de intihar nedeniyle çok sayıda kişi hayatını kaybetmekte veya sakat kalmaktadır. İntiharı kendilerine kurtuluş yolu olarak görmektedirler. İntihar nedenleri arasında madde bağımlılığı, işsizlik, yalnızlık, aile veya çevre baskısı, iş yerinde mobing uygulanması gibi birçok neden sıralanabilir.

Çocuk İntiharları

Çocuk intiharının yaşın ilerlemesiyle devam eden bir süreç olduğunu belirtmek gerekir. Ailenin çocuktan beklentileri çocukta kaygı, sevgisizlik hissi gibi durumlara yol açar. Çocuğun yaşı ilerledikçe ve ailenin beklentilerini karşılayamazsa aileyle karşı karşıya gelir ve kendisine son çare olarak intiharı görür. Çocuklarda intihar oranı az fakat bulunduğu ortama göre farklılık gösterebiliyor. Örneğin büyük kentlerde yaşayan çocuklar geleceğe ve yaşam şartlarına daha hazırlıksız yakalanır. Toplumsal yaşam başladıkça ve ilerledikçe çocukların sorunları da artmaktadır. Çocuklarda ergen dönem diye baktığımız genital dönemde bilişsel açıdan tam düşünme yeteneğine erişememiş, anlaşılmama, ani öfkeler, panik çocuğu intihara itebilir. Bu konuda aileler gereken desteği vermeli ve çocukların gerçeği görüp iyi bir yaşam standardı için çabalamaları gerekmektedir. Ailede sevgi açısından doyuma ulaşan çocuklar daha sakin ve özgüvenli bireyler olurlar. Ailenin sosyo-ekonomik durumu da çocuk intiharları bakımından önemli bir etkendir. Çocuklar “engellenme” duygusu içerisine düştüklerinde aileleri ile karşı karşıya gelirler. Aile içinde doğru iletişim biçiminin kurulamaması çocuğun suçluluk duygusu içerisine düşmesi ile sonuçlanabilir. Çocuktaki suçluluk duygusu bastırılamaz bir hal almasıyla intihar girişimi söz konusu olur. Aile ne kadar yapıcıysa gelişmekte olan çocuklar da o kadar tutarlı ve kararlı olur. Sonuçta eğitim ilk ailede başladığı için çocuklar anne babayı rol model alıyor daha sonraları okul çevresi ve sosyal çevre edindikçe farklılık gördüğü zaman çocukta bir boşluk oluşuyor. Bu yüzden bireylerin ileriki yaşamları için aile önemli bir kurumdur. Çocuğun olgunlaşma sürecinde kimlik arayışı ve aile baskısı çocuğu dışarı iter. Ayrıca çocukta sevgisizlik, değersizlik, yaşamak için sebep bulamama gibi düşünceler oluşur. Yukarıda da ailenin önemli bir kurum olduğunu belirtmiştim, çocuğun olgunlaşma düzeyinde yeterli destek verilmeli, onların da karşısında baskıcı bir tutum yerine yanlarında onlara destek olan bir tutum sergilenmeli ve çocuklar baskı altında hissedip intihara meyilli bireyler olarak yetişmemeli.

Yetişkin İntiharları

Bireylerin yetişkinlik düzeyine gelmesiyle artık kim olduğunun ve bulunduğu konumun daha net bir şekilde bilincine varırlar. “Geleneksel geniş ailenin dağılmasıyla birlikte çekirdek ailenin kurulması, çalışma koşullarının değişmesi, ekonomik sıkıntılar, maddi geçimsizlik yetişkin insanların karşılaştığı güçlükler arasında görülmüştür. Yapılan bir araştırmaya göre genç yetişkinlerin %80’i bazı zamanlar ölmüş olmayı dilemişlerdir. Çağdaş toplumdaki bir döngü içine girmiş yalnızlık, yabancılaşma ve toplum içinde kaybolma insan ideallerinin çökmesine neden olmuştur.” (Kınık,2018:30) Burada teknolojik gelişmeler, popülerliğin de daha fazla artmasıyla etkili olan bir durum. İnsanlar hızlı tüketen ama üretmeyen varlıklar konumuna geldiler. Bu hızlı yaşam sürecine ayak uyduramamak bireyleri depresif çöküntüye uğratabilir. Bir yönden de yetişkin bireylerde çocuklukta yaşadıkları ruhsal çöküntüyü, mutsuzluğu, öfkeyi, korkuyu içlerinde barındırabiliyorlar. Ve bunlar yetişkinlikle beraber gün yüzüne çıkabilir. Aile içi sorunlar, evlilerde özellikle ekonomik geçimsizlik çiftlerden birisinin intiharıyla sonuçlanabilir. Boşanma veya eşin vefat etmesiyle bireyler kendilerini toplumdan soyutlayıp yalnız hissedebilir ve intihar girişiminde bulunabilir. Aile kurumu intiharı önlemede birinci etken sayılabilir. Aile olunca sorumluluk duygusu bireylerde daha fazla oluyor. Yine bunun tam tersi olabilir. Evlilik yükünü kaldıramayıp yaşamını sonlandırmak isteyenler de olabilir. Eşler arasındaki ekonomik ve iletişim kurmadaki geçimsizlik ya da sevmediği birisiyle evlenip intihar etmek isteyen bireyler de vardır. Bekâr bireylerde de intihar oranı fazladır. Bekâr bireylerin yaşamlarında ne yapacaklarını bilememesi, işsizlik, aile baskısı, toplum yönlendirmesi, dışlanma, akademik başarısızlık bekârların düşüncelerini intihara daha fazla itebiliyor. Bekâr bireyler kendilerine tutunacak bir dal bulamayınca yaşamlarına son vermek isteyebilir. Evlendikten sonra boşanmış kişilerde toplumsal, ekonomik, psikolojik bozukluklar intihara sürükleyebilir.

Yaşlı İntiharı

Yaşlılıktaki huzursuzluk, çaresizlik, umutsuzluk, boşluk ve anlamsızlık duygularının temelinde sıkıştırılmışlık sayılan duygular ve eşlik eden depresyon, onları canlarına kıymaya götüren ana etmendir (Mc Cullough, 1987’den akt. Apaydın Vd. 2016: 18). Yaşlıların intihar eğiliminde onların biyolojik ve fizyolojik olarak çöküntüye uğramaları onları artık “işe yaramama” duygusuna bürünmüş, umutsuz, çaresiz, yalnız bireyler haline getiriyor. Yaşlılar çocukları tarafından terk edilme, eskisi gibi çevik ve hızlı olamama, giderek sosyal çevresini kaybetme gibi yaşanmışlık ve duygular sonucu intihara yöneliyor.

İntihar ve Din

İntihara dini açıdan baktığımızda, bu etkenin bütün yaş gruplarını etkilediğini görürüz. İslam dini gereğince yasak olmasından dolayı ve bu günahı işlemek istemeyenler yaşamlarını sonlandırmak istemezler. İslam’daki “Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır” inanışı bu dine inanmış kişilerin intihar düşüncesini eyleme çevirip çevirmemesini önemli derecede etkiler. Ortaklaşa bir inanç olmadan dinsel bir topluluktan söz edilemez ve bu inanç ne denli kapsamlı olursa toplumda o ölçüde daha birlik içinde ve güçlü olur. Çünkü bu inancın insanları birbirine bağlayışı, karşılıklı olarak birbirlerinin hizmetlerine başvurmak gibi, farklılıklara izin veren, hatta onların varlığına bağlı olan, ama bir dinsel topluluğun oluşturamayacağı dünyevi bir bağla değildir (Durkheim 2017: 173). İnanç yapısı bakımından düşünmeye ağırlık veren dini yapılar yani özgür irdelemeye olanak sağlayan dinlerde intihar oranı artar. Düşünmeyle başlayan özgür irdeleme toplumsal bütünlüğü ve inanç yapısını bozarak topluma karşı aşırı bağlı olan bireylerde intihar olayları görülür.    

İntiharın Alkol ve Madde Bağımlılığı Bağlamında İncelenmesi

Alkol kullanımının bağımlılığa dönüştüğü aşama bireylerin intihar eğilimlerini etkilemektedir. Madde kullanımı ve bağımlılığı da intihar eğilimini aynı şekilde etkilemektedir. Bireyler alkol ve madde bağımlılığı etkisinde iken bilinçli karar verememe durumundan dolayı anlık his ve düşünceler ile intihar eğilimlerini eyleme dönüştürebilir. Ya da bireyler maddenin kendilerinde oluşturduğu düşünceyle yaşamın boş olduğu hissine kapılarak fazla tüketerek yahut öldürücü maddeler kullanarak yaşamlarına son verebilir.

Eğitim-Meslek ve Siyasi Açıdan İntihar

Okul bitimi işsizlik, mesleğini idame ettirememe, gelecek kaygısı, toplumdan soyutlanma durumlarıyla eğitimli bireylerde intihara yönelime neden olabilir. Eğitim ve düzenli bir iş hayatın düzenliliği ve devamı konusunda önemlidir. Azalmış olduğu düşünülse de hala kız çocuklarının eğitimi gerekli önemi görmemektedir. Erkeklerde de bu durum askerliğe kadar bir meslek edinip askere gidip gelince işine devam etmesi konusunda aile baskısı mevcuttur. Kız çocuklarının eğitiminin engellenmesi de onları intihara sürükleyebilmektedir. Erkeklerde ise bu durum çalışma hayatına başlamalarıyla intiharı engellemeye geçerli bir sebep olmuştur. Günümüzde yüksek eğitim seviyesine sahip kişilerin intihar eğilimleri artmıştır. Yani eğitim seviyesi ve intihar oranı arasında ters bir ilişki bulunmamakta. Mesleğini devam ettiren kişilerde de intihar oranı görülür. Örneğin; polislik ve askerlik mesleği, meslekte yaşanılan olaylar bireyleri çöküntüye uğratabilir. Doktorluk da keza bu şekilde, doktorların hastalarıyla yaşadığı münasebetten dolaylı doktorlar ağır bir travma geçirebilir. Yine bir psikoloğun intihar etmesi veya girişimde bulunması gibi. Meslektaşlarının ona yardımcı ve destek olması önemli bir husustur. Burada önemli olan etken Durkheim’ın da belirttiği gibi meslek dayanışması, mesleğin sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi için önemli bir konudur. Bireylerin hayatındaki ani değişmeler veya düzensizlikler bireyi intihara yöneltir, bireyin yaşamının düzenliliği konusunda Durkheim’ın intihar teorilerinden bu durum kuralsızlık intiharını önemli ölçüde azaltır. İntihar gecekondulaşmanın ve sosyoekonomik yapının parçalanmış olduğu bölgelerde daha sık görülmüştür. Ekonomik çöküşün ve parçalanmanın fazla olduğu yerlerde intihar oranı yüksektir. Buradaki intihar olayı daha çok kişisel düzeyde intihar tipleridir. Kişi siyasal bakımdan baskı, şiddet ve zora dayanamayıp intihar girişimi gerçekleştirebilir.

Bölgesel ve Mevsimsel Açıdan İntihar

Tablo 4. 2019 Verilerine Göre Türkiye’de Cinsiyete Göre İntiharlar.


Kaynak; https://tr.sputniknews.com/columnists/202011181043248842-intihar-vakalari-arastirmasi-en-cok-erkekler-intihar-etti-5-ilde-yogunluk-var/

İntiharda bir diğer önemli etken ise mevsimler ve coğrafi faktörlerdir. İntihar hızı mevsimsel dönemden kaynaklı olarak yazın artmaktadır. Durkheim da çalışmasında mevsimsel değişiklerin intihar oranını etkileyen önemli bir etken olduğuna değinmiştir.  

TÜİK’in 2019 tarihli istatiksel tablosunda bölgesel olarak intihar vakaları her yıl farklılık göstermektedir. Her bölgede cinsiyet değişkeniyle bir dağılım olduğu söz konusudur. İstatistiğe göre tüm bölgelerde erkeklerin intihar oranını kadın intihar oranına göre fazladır. En yüksek intihar oranı Ege bölgesi gözükmektedir. Ege bölgesinin sosyoekonomik yapısı diğer doğu kesim bölgelerine göre farklılık göstermektedir. Bölgelerin intihar hızı yavaş iniş çıkışlar göstermişse de intihar hızları birbirine yakındır. Marmara, Ege, Akdeniz gibi bölgelerde açık ara farkla erkek intihar oranı fazla. Kaba intihar hızında önemli bir değişiklik olmasa da intihar hızı yüksektir.

Sonuç

İntihar, bireyin yaşamına kasıtlı biçimde son vermesidir. Toplumda yaşanan değişmeler toplumdan kopma isteği ve kendini yok etme isteği ile birey üzerinde çeşitli duygu ve eylemlere yol açar. Toplumda yaşanan değişmeler; savaş, göç, hastalık gibi etkenler olabilir. İntihar ekonomik yeterliliği bulunmayan kişilerde risk faktörü oluşturur. Toplumsal değişme dinamikleri içinde kültürel ve dinsel açıdan yaşanan sarsıntılar intihar oranlarında artış gösterir. Alkol ve madde bağımlılığı dolaylı yollardan önemli intihar nedenleridir. İş ve okul yaşamındaki rekabet ortamı stresi arttırmakta, olası bir sorunda intihar riskini arttırmaktadır. Toplum tarafından dışlanan, etiketlenen sabıkalılarda intihar riski artmaktadır. İntihar çocuk, genç, yetişkin, yaşlı demeden herkesin bir dönem kafasında yer edinebilmektedir. İntiharın birçok etkeni olduğunu gördük, bu etkenlerin her biri göz önünde bulundurulmalı ve bunlara uygun yollar izlenmelidir. Aile yapısı, dini inanış, siyasi baskılar, sosyoekonomik durum, madde ve alkol kullanımı, toplum baskısı vs. birçok konu üzerinde tek tek çalışmalar yaparak yeni politikalar yapılmalıdır. İntihar sadece bireysel yönü olmadığı için toplumsal bir olgudur ve intiharları önlemek için yapılacak çalışmalar da toplumsal bağlam içerisinde çözümlenmelidir.

Kaynakça

Alptekin K, Duyan V. (2019) Türkiye’de 2007-2016 Arasında İntihar Hızları Sosyodemografik Faktörlere Göre Nasıl Bir Dağılım Gösterdi? Konya: Psikiyatri Hemşireliği Dergisihttps://jag.journalagent.com/phd/pdfs/PHD-59354-RESEARCH_ARTICLE-ALPTEKIN.pdf  (İndirme Tarihi: 15.12.2020)

Apaydın H, Özdemir Ş, Ünal Z. A. (2016) İntihar Girişiminde Bulunan Bireylerde Bazı Değişkenlerle İntihar Girişimi İlişkisi. Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. S.6

Durkheim E. (2017)  İntihar, Çev. Özer Ozankaya. 4. Basım. İstanbul: Cem Yayınevi

Kınık K. (2018) İntihar Olgusu. Strateji Düşünce Ve Analiz Merkezi. (Rapor).  https://ilkha.com/files/uploads/Dosya_e9e615c670.pdf (İndirme Tarihi: 02.01.2021)

Müftüoğlu Ö. (2002) İntihar Olayları Üzerine Değerlendirme. 4.Basım Ankara: Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi. S.4

Şevik A.E, Özcan H, Uysal E. (2012) İntihar Girişimlerinin İncelenmesi. Risk Faktörleri Ve Takip. Klinik Psikiyatri Dergisi.  https://jag.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_15_4_218_225.pdf  (İndirme Tarihi: 22.11.2020)

TUİK (2020). İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması Ve Cinsiyete Göre İntiharlar https://data.tuik.gov.tr/Search/Search?text=intihar   (İndirme Tarihi: 22.11.2020)

İntihar Vakaları Araştırması: En Çok Erkekler İntihar Etti, 5 İlde Yoğunluk Var https://tr.sputniknews.com/columnists/202011181043248842-intihar-vakalari-arastirmasi-en-cok-erkekler-intihar-etti-5-ilde-yogunluk-var/  (03.08.2021)

 İntihar İstatistikleri: https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=nufus-ve-demografi-109&dil=1  (İndirme Tarihi: 03.08.2021)

Önceki İçerikBilinmezlikten Korkuya Ölüm | Babür Karbey Vina
Sonraki İçerikErkeklik: İmkânsız İktidar / Serpil Sancar (Haftanın Kitap Önerisi)
Avatar
Toplum ve Ütopya, ereği sosyal bilimler alanında düşünce ve bilgi üretmek olan kolektif çalışma esaslı bir sosyal bilimler web sitesidir. Sosyal bilimlerin her alanından kuramsal ve ampirik çalışmalara sayfaları açıktır. Epistemolojik ve metodolojik anlamda belirli yaklaşımlarla örülü sınırlamaları yoktur. Sosyal bilimlerin içerisindeki yöntemsel farklılıkları içerisinde barındırır. Sorgulayan, araştıran ve üreten sosyal bilim insanlarının ürettiği nitelikli içerikleri toplumun her kesiminin zihni faydasına sunma kaygısı ve sorumluluğu taşımaktayız. Sosyal bilimler alanına ufak da olsa katkı sağlamak en temel hedeflerimizdendir. Aynı kaygı ve sorumlulukları taşıyan sosyal bilimlerin çeşitli disiplinlerindeki araştırmacılarla ortak bir platformda buluşarak bilgi ve tecrübelerin geniş kitlelere aktarılması için fikri üretimde bulunmaktan onur duyarız. Yazı göndermek ve bilgi almak için e-posta adreslerimiz: iletisim@toplumveutopya.com

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here