Gaziantep’teki Sahre Kültürünün Değişimi | M. Enes Karafak

0
529

Özet

Gaziantepliler haftanın altı günü çalışıp bir günü sahreye gitmektedirler. Zengini, fakiri ayırt etmeksizin her sınıftan insanın hayatının bir parçasıdır. Sahre etkinliği nesilden nesile bırakılan bir mirastır. Terk edilmeyen bu kültürel etkinlik, toplumun değişiminden bazı noktalarda etkilenerek günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Gaziantep halkı birlik ve beraberliği ile, toplumsal dayanışması ile, ev alırken komşu alan insanlardır. Mahalle yaşamının güzel örneklerini görmemiz mümkündür. Ancak değişen iş koşulları, şehir ve insanların düşünceleri toplumsal hayatta da etkilerini göstermiştir. Eskisi kadar komşuluk ilişkisi kalmadığı görülmektedir. Çalışma, sahre kültürü üzerinden bu değişimleri ortaya çıkarmaktadır. 50 yaş üzeri 6 kadın ve 6 erkek ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Çalışma katılımcıların fikir ve görüşleri ile sınırlı kalmaktadır. Katılımcıların verdikleri cevaplarda, toplumsal değişimin sahre kültürü üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sahre yeri tercihinin, ağaçlık, doğal alan olmasına dikkat edilmektedir. Eskiden mahalledeki kişilerle ve kalabalık gidilse de günümüzde yakın akraba-aile ile gidilmektedir. Sahre, kültür türleri incelendiğinde de halk kültürüne ait bir etkinliktir.

Bu çalışma Gaziantep’deki sahrenin kültürel değişimini incelemeyi amaçlamaktadır. Sahre kültürü Gaziantep için boş zaman etkinliği olarak uygulanmaktadır. Ancak yapılış amaç ve türleri bakımından birçok anlam ifade etmektedir. Değişen toplum yapısı ve gündelik hayat tarzının sahre üzerindeki etkilerinin araştırılması, çalışmanın temel motivasyonu oluşturmaktadır.

Sadece yaz aylarında değil, güneşin olduğu her günde yapılan sahre Gaziantep halkı için özel bir yere sahiptir. Hafta içi bütün iş yorgunluğunun sahrede atılması sahreyi piknikten ayrı bir yere taşımaktadır. Kişilerin kendini bir sonraki haftaya hazırlama mekanları olmaktadır. Yapılan yemekler, oynanan oyunlar ve sahre içerisinde yapılan tüm etkinlikler sahreyi sahre yapan unsurlardır. Temiz hava, su sesi, ağaç gölgesi sahre yapmak için yeterli olan ön koşullardır.

Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Sahre, Kültür, Bireysellik, Toplumsallık

Giriş

Gaziantep halkı tarafından bilinen ve söylenen, deyimsel ifade olan: “Antepliler altı gün çalışır bir gün yer” cümlesinden de anlaşılacağı üzere Gaziantepliler bir gün bile olsa kendilerine zaman ayırıp eğlence faaliyetlerini çeşitli şekilde gerçekleştirmektedirler. Bu deyimsel ifadeden de anlaşılacağı üzere eğlence hayatı, Gaziantep  halkı için kendinden hiçbir zaman ödün vermemektedir. Bu eğlence faaliyetlerinden olan sahre uzun yıllardır Gaziantep’te gerçekleştirilmekte ve günümüzde de bu eğlence anlayışını hala devam etmektedir.

Gaziantep’te kır gezintilerine “sahre”; kır gezintisine gitmeğe de “sahreye gitmek” veya “sahre etmek” denir (Tokuz 2004:125). Şehrin belirli yerlerinde çeşitli bahanelerle her fırsatta sahreye gidilmektedir. İlkbahar zamanlarında daha sık gidilse de genel olarak havanın güneşli olduğu her zaman sahre etmek gündelik yaşamda uygulanan sosyal faaliyetler içerisindedir. Bu toplantı mahiyetindeki etkinlikler toplumsal olarak kaynaşma ve toplum bilincinin pekişmesine yardımcı olmaktadır. Toplu olarak yapılan bu gündelik yaşam etkinliklerinin en önemli özelliklerinden biri yenilen ve içilen gıdaların herkesin maddi durumuna göre temin etmesi ve toplu bir şekilde yapılan yemeklerin yenilmesidir. İlişkiler bakımından hala güçlü bağların olduğu ve kolektif bilincin hakim olduğu, farklılaşmamış toplumsal yapıya sahip olan Gaziantep’te Durkheim’ın (2015:356) mekanik dayanışma kavramı bu toplumsal yapı içerisinde görülmektedir. Alman Sosyolog Tönnies (2019)’in kent toplumunu tanımlarken kullandığı cemiyet yapısına karşın Gaziantep’te mekanik toplum anlayışına bağlı cemaat yapısı hakimdi. Bu yapı Gaziantep’in kültürel faaliyetlerine de yansımıştır. Bu görüşlerden de anlaşılacağı üzere, sosyoloji kuramlarının, şehir hayatı içerisindeki değişimi incelersek bu fikir ve görüşlerin doğruluğu ile karşılaşabiliriz. Hem Durkheim hem de Tönnies’in toplum yapıları üzerine söyledikleri Gaziantep toplumlarında da görülmektedir. Bunu Sahre üzerinde daha detaylı görebilmekteyiz. Çünkü; toplu yapılan bir etkinlikten bireysel bir etkinliğe geçiş dönüşmüştür.

Fırsat buldukça gidilen bu etkinliğin içerik bakımından birçok türü vardır. Bunlar: Kadın sahreleri, Erkek sahreleri, Esnaf Sahresi, Yatılı Sahre, Uzun sahre, Güveyi sahresi, Nişanlı sahresi, Özel Gün Sahreleri, Mahalle sahreleri gibi gidilme amacına göre değişmektedir ama yapılan etkinlik hep aynıdır. Sahre çeşitlerinden de anlaşılacağı üzere gidilen sahrelerde eğlenmenin yanı sıra yeni evli kişilerin topluma tanıtılması, iş kollarında yardımlaşma ve dayanışmanın sağlanması, mahalle bilincinin pekiştirilmesi gibi dile gelmeyen ancak bilinen bir dayanışma oluşmaktadır. Sahre’nin bu amaçlarının devamlılığının sağlanması için düzenli sahre edilmesi gerekmektedir. Bu kadar sık yapılmasına imkan veren en önemli etken Gaziantep halkının yer seçme özelliğinin pek olmamasıdır. Suya yakın her ağaç altı veya günümüzde masa sahre yapmak için güzel bir alandır.

Gaziantep’te sahre edilen yerler günümüzde belirli mekanlar olsa da eskiden her alan sahre yapmak için müsait mekan olabilmekteydi. Gaziantepliler sahre yerini güç beğenen kimse değildir. Amaç dinlenmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek olduğu için kilimin serileceği yerin pek bir önemi yoktur. Şıhın Dağı öbür adıyla Sarımsaktepesi, Hacıbaba, Düztepe gibi dağlar, kayalık, taşlık yerler, kilimini açıp ocağını kurması için yeter (Gültekin ve Avcı 2015:63). Ancak Gazianteplinin en çok tercih ettiği yer Kavaklıktır. Bol sulak alanı ve ağaçlarının gölgesiyle Kavaklık sahrecilerin vazgeçilmezidir. Günümüzde şehirleşmeyle beraber yerleşim yerine dönen Kavaklık sahre edilmeye devam edilen yer olsa da eskisi kadar popüler değildir. Ulaşım araçlarının çoğalması ile ve şehir içerisinde sahre yapılacak alanların azalmasından dolayı insanlar farklı yerler tercih etmektedirler. Burç Ormanı, Erikçe Ormanı, Dülükbaba Ormanı gibi şehrin dışında kalan yerler daha çok tercih edilmektedir. Eskiden sahre yapılan alanlar günümüze kıyasla daha fazladır.

1.1 Araştırmanın Yöntem ve Tekniği

Bu çalışma, nitel araştırma yöntemiyle oluşturulmuştur. Yıldırım (1999:7)’a göre araştırma “belli bir sorunun veya sorunların sistematik veya mantıklı bir biçimde cevaplandırılmasına yönelik bir girişimdir.” Bilimsel araştırmalar sistematik olması bakımından diğer bilgi biçimlerinden ayrılır. Sosyal bilimlerde araştırmalar nitel, nicel veya karma yöntem uygulanarak yapılır. Nitel araştırma kişilerin gündelik yaşam deneyimlerini, sorunlarını ve tecrübelerini anlamlandırmaya dayalı yorumsamacı bir yöntemidir.

Nitel araştırmada kullanılan üç teknik; gözlem, görüşme ve doküman analizidir. Bu çalışmada görüşme ve doküman analizi teknikleri uygulanmıştır. Görüşme insanların deneyimlerini ve tecrübelerini anlamlandırmayı amaçlayan bir veri toplama tekniğidir. Bogdan ve Biklen (1992, akt. Yıldırım, 1999:10),’ “görüşme insanların perspektiflerini, tecrübelerini, duygularını ve algılarını ortaya koymada kullanılan oldukça güçlü bir yöntemdir” ifadelerini kullanmışlardır. Görüşme tekniğinde araştırmacı saha deneyimi elde eder ve araştırma konusunu kendisi de deneyimleme imkanı sağlar. “Derinlemesine görüşme, araştırmacının görüşme yaptığı kişiden aldığı cevapları sınıflayarak ve cevaplardan hareketle yeni sorularla konuyu mümkün olduğunca detaylı bir şekilde incelemeye çalıştığı esnek ve keşfedici bir veri toplama tekniğidir (Tekin. 2006:103).” Bu çalışamada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel araştırmada örneklem sayısı nicel araştırmadaki kadar belirleyici değildir. Bundan dolayı 50 yaş üzeri 6 kadın ve 6 erkek, toplam 12 kişiyle görüşme yapılmıştır. Çalışmada örneklem grubuyla görüşmeler yapılırken 50 yaş ve üzeri katılımcılar olmasına dikkat edilmiştir. Gaziantep’te sahre kültürünün toplumsal değişimini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışmada bu örneklem grubu seçilmiştir. Böyle bir örneklem grubunun seçilmesinin nedeninin bu kişilerin kendi deneyimleri ve aile deneyimlerini bilmeleri, en geç 1980’li yılları ve öncesi sahre etkinliklerini bilmeleridir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar 12 kişinin deneyimlerini ve aile deneyimlerini ve görüşlerini yansıtmaktadır ve bununla sınırlandırılmıştır.

1.2. Araştırmanın Anlam ve Önemi

1950’li yıllarda artış gösteren ve günümüze kadar devam eden kırdan kente göç ve sanayileşmeyle birlikte, Gaziantep şehrinin gündelik hayatından, yerleşim yerlerine, boş zaman etkinliklerinden, insanların yaşam biçimlerine kadar birçok alanda değişim gerçekleşmiştir. Gaziantep halkı için boş zaman etkinliğinden daha fazla anlama gelen sahre etkinliği, bu şehrin dönüşümü içerisinde, sahre edilen yer ve sahre etme amacı da değişime uğramıştır. Birçok türü olan sahrenin yapılma biçimleri aynı olsa da amaçları çok farklı olmaktadır. Esnaf sahresi; esnaf gruplarının birbirleriyle kaynaşması, ticaret yapması ve işsizlere iş bulma alanını olabilmektedir. Mahalle sahresi; mahalledeki dayanışmayı, maddi olarak zayıf olan haneyi bilme ve yardımda bulunma, evlenme yaşına gelen kızların kısmet bulması gibi bir alan olmaktadır. Nişanlı ve güveyi sahreleri; yeni evlenen veya evlenecek olan çiftlerin akrabalarının kaynaşması amacı taşımaktadır. Buradaki sahre örneklerinden de açıkça anlaşılmaktadır ki sahre, boş zaman etkinliği olarak birçok amaca hizmet etmektedir. Günümüzde sahre etkinliği genelde cumartesi, pazar ve ev içerisindeki aile bireyleri veya en fazla anne-baba, kardeşler ile yapılan hafta sonu etkinliği haline gelmiştir. Sahre etkinliğinin bu şekilde değişmesinde, sanayileşme ve kırdan kente göçün etkileri yok sayılamaz. Yerel bir kültürel etkinlik olarak sahre bu değişim içerisinde anlam – önem açısından daralmaya maruz kalmıştır.

 Yerel bir kültürel etkinlik olarak sahrenin Gaziantep’teki tarihsel dönüşümünü açıklamak bu çalışmanın amacıdır. Bu alanda yeterli çalışmanın olmaması bu araştırmanın temel motivasyonudur.

1.3. Sahre Kültürü Üzerine Yapılmış Olan Çalışmalar

Sahre kültürü ve piknik üzerine yapılan literatür taramalarından, bu alanda yapılmış yeterli çalışma olmadığı görülmüştür. Bu alandaki çalışmalar genellikle sözlü anlatımla kalmıştır veya bazı kaynaklarda kısaca sahre türlerinden bahsedilmiştir. Tokuz (2004)’un Gaziantep’teki eğlence hayatını incelemeye yönelik yapmış olduğu çalışmada, sahre türlerinden kısaca bahsetmektedir.  

Karakış (2016) yapmış olduğu çalışmada, sahrenin tüketiciler üzerindeki etkisini araştırmıştır. Kişilerin sahrede neler yiyip içtiğine, gelir durumuna göre nereleri tercih ettiğine ve buna benzer detaylara odaklanmıştır.

Güzelbey (1963:256) Kavaklık yazısında, bu alanda yapılan sahrelerden bahsetmektedir. Bu yazıda sahrenin gündelik hayat içerisinde Gaziantep halkı için önemi daha iyi fark edilmektedir. Güzelbey, bu yazısında hem Kavaklık mesire alanına övgüler yapmıştır hem de insanlarda uyandırdığı hissi yazmıştır. Güzelbey(1972:199) başka bir yazısında “Gaziantep şehri içinde varımız yoğumuz bir Kavaklığımız var” demektedir. Kavaklığın Gaziantep için önemi bu ifadede görülmektedir.

Yener (1971:55) Allebende Eski Sahre Yerleri adlı yazısında Gaziantep merkezine yakın on sahre yerinden bahsetmektedir. Sahre yerlerinin özelliklerinden, değişiminden söz etmektedir. Yener’in yazısından anlaşılacağı üzere, Gaziantep içerisindeki sulak ve yeşillik alanlar sahre alanı olarak kabul edilip bu amaçlar için kullanılmaktaydı.

Bu çalışmalar ve yazılar sahrenin türleri, yerleri ve sahre tüketimi üzerine durulmuştur. Sahre etkinliğinin Gaziantep halkı içerisinde dayanışma ve birlik beraberlik bilinci oluşturulduğu pek değinilmemiştir. Bu çalışmada genel olarak bu konu üzerinde durulacaktır. 

2. Gaziantep, Sahre ve Kültür

2.1. Gaziantep

Gaziantep şehri, Şer’i Mahkeme siciline göre 800 Hicri yılında kurulmuştur, Amerika’da yayınlanan “Goodhouse Keeping” dergisinde ise milattan 3650 yıl önce kurulduğu ve dünyanın 16. şehri olduğu yer almıştır (Göğüş. tarihsiz 23). Sönmez (2018:17)’e göre coğrafi olarak uygun gelişme imkanına sahip olan Gaziantep’e tarihi kaynaklarda 12. yüzyılda rastlanmaktadır. Göğüş (tarihsiz 20) ise ilk insanların Gaziantep yörelerinde yaşadığını buna ait mağara kanıtları olduğunu belirtmektedir.

Çeşitli devletlerin himayesine girip günümüze kadar gelen Gaziantep’in uzun yıllar yerleşim yeri olarak kullanıldığı görülmektedir. “Şehrin eski ve asıl adı Kala-i Füsus’tur. Şehrin kötü hakimi Ayni, kötülüklerinden pişmanlık duyup tövbe etmesinden sonra ‘Ayni tövbe etti’ denmiş ve halk ağzında Aynitap olarak kalmıştır” (Göğüş. tarihsiz 23). Ayıntap adı İlk defa Urfalı Mateos bu ismi Vekâyî-Nâme isimli eserinde 1124, Papaz Grigor ise Zeylinde 1155 yılındaki olayları anlatırken kullanmıştır (akt. Sönmez. 2018:117). Şehir birçok Türk Beyliklerinin egemenliğinden sonra Osmanlı devleti egemenliğine geçmiştir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin himayesine geçmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra T.B.M.M tarafından 8 Şubat 1921 de savaşta gösterdiği kahramanlıktan ötürü Gazi unvanını almıştır.

Evliya Çelebi (2011:377) Seyahatname’sinde Gaziantep için yeryüzünün gelini (vurgu yazara aittir) ifadesini kullanmıştır. Çelebi (2011:385) bu şehrin övgüsüne dil acizdir dedikten sonra ekinlikleri geniş, nimetleri bol, akarsuları ve pınarları akıp çağlayan cihan şehri Ayntab’dır diyerek Gaziantep’in doğal güzelliklerini övmektedir. Mikro klima alanı olarak Akdeniz iklimine sahip olan şehir, toprağının da bereketi ile insanoğluna istediğini ekip biçme imkanı vermiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın (https://www.ogm.gov.tr/Sayfalar/Ormanlarimiz/Illere-Gore-Orman-Varligi.aspx) verilerine göre şehrin toplam ormanlık alanı 1.12617 km² olarak geçmektedir. Aynı verilere göre ormansız alan ise 5.76043 km²dir. Yerleşim yerlerinin eskisine göre daha da arttığı göz önünde bulundurulursa, eskiden şehirde daha çok ormanlık alan olduğu tahmin edilmektedir. Bu durumda Evliya Çelebi’nin Gaziantep’i yeryüzü gelini olarak tasvir etmesi garipsenecek değildir.

Yeşilin ve suyun hakim olduğu bu şehirde doğa, insanların hayatlarında önemli yer etmiştir.  Gündelik hayattaki birçok etkinlikler doğa ile iç içe gerçekleştirilmektedir. Bunlara örnek olarak yün yıkama, gazel tepeleme (son baharda yaprakların dökülmesinden sonra kuru yaprakların üzerinde yürüyüş yapmaya verilen addır. İnsanlar bu yürüyüş esnasında çıkan sesten huzur buldukları için bu etkinlik gerçekleştiril), marul zamanı marul yeme bahanesi ile havanın tadını çıkarmak, Gaziantep’te yapılan etkinlikler içerisindedir. Halkın kültürü de oluşurken doğanın bu etkisi görülmektedir. Bunların en bilindiği sahre kültürüdür. Bu kültür günümüze kadar devam etmektedir. Ancak anlamında daralma olduğu görülmektedir. Bu kültürün değişmesinde şehrin doğasının değişimi yok sayılamaz. Kültür ile doğanın çağımızda en üst seviyesine ulaşmış karşıtlığının sonuçlarından biri doğanın yok olması olacaksa, aynı zamanda bu kültürün de yok olacağı anlamına gelmektedir (Karslı. 2016:39). Sahre kültürü yok olmasa da anlamında daralma olmuştur.

Bu doğa değişimi sanayileşme ile hız kazanmıştır. Hicri 986 (miladi 1578) yılında Gaziantep’i ziyaret eden Çelebi (2011:379-380) 32 mahalle, 140 mihraba kadar mescit, 140 adet sıbyan mektebi, 3.900 dükkanı olan 2 bedesten olduğu seyahatnamesinde belirtmiştir. 442 yıl sonra Gaziantep’te beş organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Sanayi bölgelerindeki toplam üretim yapan iş yeri sayısı 970 (https://gso.org.tr/tr/genel-sayfa/gaziantep-sanayisi/sanayi-bolgeleri-56.html). Sanayi şehri olarak gelişmesi doğal alanların yerleri, sanayi alanlarına açılması kaçınılmaz bir sonuçtur. İncilipınar, Sarıgüllük, Kavaklık, Batalhöyük, Düztepe, Pancarlı, Nurgana, Demokrasi Meydanı, Değirmiçem gibi günümüzde yerleşim yeri olan alanlar bundan 60-70 yıl önce sahre alanı olarak kullanılmaktaydı. Sanayileşme sonucu yerleşime açılan bu alanların imar aşamasında kültürel değerlerin de değiştiği söylenebilir. Karadağ (2011:400) Gaziantep’in kentsel dönüşümündeki kültürel değişimi şu ifadelerle kaleme almıştır: “1950’li yıllarda Demiryolu-Gar, Merkez Bankası gibi yeni binaların yapımı kentteki mekansal dönüşüme, bu mekanların içerdiği modern bir yaşam kültürünün gelişimine ve gündelik yaşamın dönüşümüne işaret eder. Böylece, 1950 öncesi ve sonrası gelenekselden modern yönelişinin ipuçlarını verir.”

Sanayileşmenin getirdiği sınıflı toplum yapısı Gaziantep’te görülmeye başlamıştır. Kavaklık gibi alanlar toplumun her kesiminden insana hitap eden bir alan iken imara açılması sonrası grid sistemi ile yerleşim yerine çevrilmiştir. Kavaklık’ta kurulan yerleşim yerlerine sosyal sınıf olarak orta sınıf ve orta üst sınıftan insanların yerleşebileceği kira fiyatları uygulanmıştır. Halka açık olan bir alan sanayi gelişmesinden sonra yerleşim yerlerine çevrilmiş ve yüksek gelir grubuna hitap etmiştir. Bu semtin inşası da modern yerleşim sistemine göre düzenlenmiştir.

Şehrin gelişimi sadece sanayileşmeye bağlı gelişmemiştir. Çevre illerden yapılan göçler sonucu kenar semtlere yeni yerleşim yerleri ve gecekondular inşa edilmiştir. 1990’lı yıllara kadar süren bu göç trendi ile göç edenler kuzeyde Karşıyaka, güneyde Düztepe ve Hoşgör gibi mahallere yerleşmişlerdir (Karadağ. 2001:400). Bu göç sonrası yerleşime açılan bu alanlardan planlı yerleşme beklenmemelidir. Artan nüfus ihtiyacını karşılamak için yeni yerleşim yerleri kurulmuştur. “Alt gelir grubundaki kişiler kent merkezinden uzak, toplu konutlara yerleştirilirken, üst gelir gruplarında ise daha steril, kent trafiğinde uzak ve güvenli sitelerde oturma düşüncesi son yıllarda öne çıkmaktadır (Karadağ. 2011:402).” 1990 sonrası yeni yerleşim yerleri inşa edilmeye başlanmıştır. Bu yerleşim yerleri orta üst sınıf ve üst sınıflara hitap edilecek şekilde inşa edilmiştir. “…İbrahimli, Karataş ve Gazikent bölgeleri 1990 yılından sonra, planlı gelişen alanları oluşturmaktadır (Sönmez. 2018:132).”

Bu değişimler şehrin doğasına da etki etmiştir. Gündelik hayatta zaman geçirilen sahre alanları olarak bilinen yerler yerleşim yerlerine açılmıştır. Verimli tarım alanları da imara açılan diğer yerler içerisine girmiştir. “Sermayenin kentsel rant alanına yönelmesinin izlerini geçmişte köy olan İbrahimli ve Kızılhisar çevresinin yerini üst gelir gruplarının oturduğu konforlu, gösterişli yüksek apartman binalara bırakmasında görmekteyiz (Karadağ. 2011:401).” Doğanın bu değişimi, doğa ile iç içe yaşayan toplumların yaşayışlarında da değişimi beraberinde getirmektedir. “Şüphesiz ki, şehirleşme sürecinin doğal sonucu olarak pek çok halk kültürü pratikleri ya kaybolmakta ya da mahiyetini dönüştürüp, farklı bir terkiple devam etmeye çalışmaktadır (Ersoy. 2006:234).”

Şehrin gelişimi, kültürel değerler ve insanın doğa ile iç içe yaşayışı yok sayılarak geliştirilmiştir. Bu plansız gelişim, kamusal alanların azalmasına neden olmuştur. Bu değişimden konumuz olan sahre de etkilenmiştir. Sahre alanlarının daralmasından dolayı etkinlikler daha az yapılır olmuştur. Anlam daralması da beraberinde gelmiştir. Ersoy (2006:235)’a göre “… şehir, yapısal olarak sadece bir ekonomik örgütlenme ve değişmiş bir fiziki çevreyi değil, aynı zamanda insanın düşünce ve davranışlarına da etki eden farklı bir sosyal düzeni ifade eder.” Şehrin, bu bilinçten yoksun bir şekilde inşa edilmesi, kültürel değerleri korumada zorlanılmasının bir sonucudur.

2.2. Eski Sahre Yerleri

Eski sahre yerleri üzerine Yener (1971:55) en detaylı çalışmayı yapan kişidir. Bu çalışmada da eski sahre yerleri yazılırken onun yazıları referans alınarak yazılmıştır.

Meydan: Günümüzde 15 Temmuz Demokrasi meydanı olarak biline yer. Bundan 30-40 yıl evvel etrafı birer metre yükseklikte bostanlarla çevrili boş ve çok geniş bir arsa idi.

Değirmen Boğazı: Burası da yine meydandan üç metre kadar beride bir su değirmeni çevresinde güzel çimenli ağaçlı sulu bir yerdi.

İncili Pınarın Başı: Allaben deresinin tam kenarında bulunan bu pınarın üstü ve karşı tarafı çimenli, çok güzel sahre yeridir.

Çitçi Çayırı: Beş pınarlıyla, Alleben deresiyle vaktinde burası Gaziantep’in en gözde sahre yeriydi.

Gever Ağzı: İncili Pınar’ın önünde akan Allaben deresinin kuzeyindeki yüksek bostanların 300 metre kadar ilerisinden akan Allaben Deresi’nin bir kolunun kenarında çayırlı, çimenli bir sahre yeridir.

Üç Tud: Burası da Gever Ağzı’nın batısında ve Değirmiçem’e yakın güzel bir piknik yeridir.

Sarı Güllük: Allaben’e yakın bağların kenarında ilkbaharda öbek öbek sarı güllerin açtığı güzel bir piknik yeridir. (Yener 1971:55)

Kavaklık: Bu sahre yerlerinden günümüze kalan Kavaklıktır. Gaziantep şehir merkezine yakın olması buranın sevilen bir yer olmasında etkendir. Allaben suyunun yakınında olması ve çınar ağaçlarının bolluğu buranın sevilmesinde bir diğer etkendir.

Yener bu mesire alanlarını yazdıktan sonra şunları eklemektedir: “Şimdi Allaben denilen mesire alanı, eski Allaben’liğini kaybetmiş, deresi kurumuş, birçok mesire yerleri yazlık sinema, pavyon, bar ve tiyatro olmuş.” Yener, 1971’deki yazısında mesire alanlarının özel kullanım alanı ya da ücretli mekanlara dönüşmesinden bahsetmektedir. Günümüzde ise bu yukardaki mesire alanlarından hiçbiri kalmamıştır. İncili Pınar mahalle olmuştur, yerleşim yeri ve iş merkezleri bulunmaktadır. Sarı Güllük, yerleşim yeri olarak mahalleye dönüşmüştür. Meydan olarak bilenen alan Gaziantep’in en işlek caddesi olmuştur. Kavaklığın günümüzde de mesire alanı olmasına karşın yerleşim yerlerine açılmış olması amacının aynı olduğunu ama anlamını belli noktada yitirdiğini görmekteyiz. Yener zamanından başlayıp günümüze kadar durmadan devam eden ve etmekte olan şehirleşme bu mesire alanlarını yerleşim yerleri haline getirmiştir.

2.2.1 Yeni Sahre Yerleri

Dülük Baba: Şehrin kuzeyinde yer alan koruluk ormanı mesire alanı olanak kullanılmaktadır. İçerisinde market, fırın, bir tane lokanta bulunmaktadır.

Burç Ormanları: Burç Ormanları Gazianteplilerin dinlenme, eğlenme, spor yapma, piknik yapma ihtiyaçlarını gidermek amacıyla gittikleri bir yerdir.

Karpuzatan(Oğuzeli):  Gaziantep’in 20 kilometre güneydoğusundaki Oğuzeli İlçesi’nde yer alır. Yemyeşil doğası, rahat ulaşımı ve huzur veren ortamı ile Gaziantep’teki en güzel piknik ve dinlenme alanlarından bir tanesidir.

Nafak: Gaziantep Oğuzeli yolu üzerinde meyve bahçeleri ile kaplı, yeşil ve bol sulu bir mesire alanıdır. Meyve bahçelerinde bol miktarda erik ağacı bulunmaktadır. Yeme içme tesisleri mevcuttur (https://gaziantep.ktb.gov.tr/TR-52368/mesire-yerleri.html)

Erikçe Kent Ormanı: Başpınar mevkili Bölge Trafik arkasında 2009 yılında 170 bin metrekare alan üzerinde yerleşkeli olan Erikçe Park Ormanı ve Kayak Merkezi sosyal donatı alanı, pikniksever vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayacak; yürüme yolu, araç parkı, seyir terasları mevcuttur (akt.Karakış 2016:31)

2.3. Kültür

Kültür kelimesi Fransızca culture (https://sozluk.gov.tr/) kelimesinden gelmektedir. Kültür sadece değerleri, yargıları, tutumları vb. taşıyan düşünsel bir süreç değildir; kültür yaşanmış ve yaşanandır, yaşanmış ve yaşananla ilgilidir (Erdoğan, 2002:2). Toplumsal olarak değer yargılarına sahip olmasından dolayı kültür kolay kolay terk edilemez. Yaşantımızın içinde yer ettiğinden dolayı alışkanlık olarak gündelik hayatta uygulanan pratiklerdir. Bu değer yargıları gündelik hayat etkinliklerimizin içinde var olmaya devam etmektedir. Kültür, bir toplumu diğer toplumlardan farklı kılan, geçmişten beri değişerek devam eden, kendine özgü, sanatı, inançları, örf ve adetleri, anlayış ve davranışları ile onun kimliğini oluşturan yaşayış ve düşünüş tarzıdır ( https://www.ktb.gov.tr/).

Kültür, belirli bir toplumu ya da bir sosyal grubu karakterize eden ve içeriğini, bilgi, gelenekler, normlar, hukuk ve inançların oluşturduğu, yaşam biçimidir (Giddens ve Sutton, 2018:259). Cevizci (1999:536) Felsefe Sözlüğü’nde kültürü şöyle tanımlamaktadır: “İnsan toplumunun, biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütünü.” İnsanlar toplu bir şekilde yaşar ve bu yaşamları esnasında belirli değer yargılarına sahip olurlar. Bu değer yargıları dini, geleneksel, maddi ve manevi olabilir. Genelde bu toplumsal değerlerin kim tarafından ortaya çıkarıldığı bilinmez. Bu değerler birey tarafından değil, toplum tarafından kabul edilirse devamlılığını sağlayabilir. Değerlerin tamamı olmasa da çoğu kültür olarak toplumun bildiği, inanışlar veya davranışlardır. Bu inanç ve davranışlar üzerinden kültürel formlar oluşur. Bir kültürün şekillenmesini olanaklı kılmak için, belirli bir insan grubu yeterli sürekliliğe ve ortak geçmişe sahip olmalıdır (Schein, 2002:6). Kültür, ortaya çıktığı andan itibaren kabul edilip toplumun değerleri sayılmamıştır. Toplumun coğrafyasına, inanışına, önceki kültürel değerlerine entegre olabilirse toplum tarafından kabulü sağlanır. Gelecek nesillere kültürel değer olarak aktarılır. Raymond Williams (akt.Eagleton. 2016:48) kültürden “toplumsal düzenin iletildiği, yeniden üretildiği, deneyimlendiği ve keşfedildiği… anlamlandırıcı bir sistem” olarak bahseder.

Kültür, hayatı nasıl yaşayacağımızı bir modeli, kendini oluşturma ya da gerçekleştirme biçimi, küçük bir zümrenin ürünü ya da bütün bir halkın yaşam biçimi, günümüzün bir eleştirisi ya da geleceğin bir resmi olabilir (Eagleton, 2019:85). Eagleton’un tanımından yola çıkarsak, sahre bir zümre veya halkın yaşam biçimi olabilir. Gaziantep halkı için de sahre birçok anlam ifade etmektedir. Sahreyi incelerken de Gaziantep halkı için ne anlamlar ifade ettiğine bakmak gereklidir. Maddi manevi değerleri göz ardı edemeyiz. Sahre kültüründe de bu değerler görülebilmektedir. Manevi olarak bir arada olma duygusu ve maddi olarak yardımlaşmayı içerisinde barındırmaktadır. Gaziantep’te sahre kültürü bu anlamlara gelirken başka bir yerde sahre (piknik) farklı anlamlara gelebilir. Buradan da anlaşılacağı gibi, her toplumun kendine ait kültürü vardır. Kültürlerde bölgeden bölgeye değişiklik gösterebilmektedirler. Kültür yerel olmakla kalmaz. Genel olarak Türk Kültürü, bütün Türkiye vatandaşlarını kapsayabilir. Kültür, yereli de kapsayabilir geneli de. Kabul edildiği sürece de varlığını hem yerel de hem genelde devam ettirebilir.

Dünyadaki ekonomik değişimle beraber kapitalist düzene geçilmiştir. Toplumların da bu değişimlerden etkilenmemeleri imkansızdır. Toplumların değişimi değer yargılarının değişmesini de beraberinde getirmiştir. Günümüzün hakim küresel kültürü, kapitalist kültürdür. Kapitalist kültürden anlatılmak istenen, günümüz değerlerini kapitalizm mantığından ilerlediğidir. Kapitalizm için her zaman tüket mantığı vardır. Bu tüketim düşüncesi gündelik hayatımıza ve değerlerimize de yansımaktadır. Çağın değerleri metaları ulaşabildiğin kadar tüket üzerine kuruludur. Materyal ve düşünsel üretimin biçimi insanın kültürünü oluşturur (Erdoğan, 2002:4). Metaların insanların hayatlarına olan etkisi, düşünüş biçimlerini de etkilemiştir. Bu da kültürel değerlerin değişmesine ve unutulmasına yol açmıştır. Ritzer (2012)’in Toplumun Mcdonaldlaştırılması kitabından anlaşılacağı üzere, Amerika Birleşik Devlerindeki toplumsal değerler, diğer ülkelerde de değer kazanabilmiştir. Bunun en güzel örnekleri Starbucsk, McDonalds, Burger King gibi küresel mağazalardır. Amerika’daki yerel bir kahve şirketinin kahvesini Türkiye’de boş zaman etkinliği olarak tüketilmesi dünyada artık kitle kültürü değerlerinin eskisi kadar yerinden edilmez olmadığını göstermektedir. İletişim ağı bu değer değişimindeki payı göz ardı edilmemelidir. Medya, mekan ve zamana ilişkin algılarımızı sürekli olarak değiştirmektedir (İçli, 2001:168). Televizyonda izlediğimiz dizilerden, reklamlara birçok şekilde popüler olan bize dayatılmaktadır. Öyle ki zaman zaman dönemin dizi yıldızlarının saati, parfümü, ceketi, popüler olarak insanlar tarafından kullanılmaktadır. Medya neyin popüler olup olmayacağını belirleme de büyük bir etkiye sahiptir.

Baudrillard (2018:15)’ın tüketim üzerine söyledikleri günümüzdeki durumu ifade etmektedir. Bolluk içindeki insanlar artık, tüm zamanlarda olduğu gibi başka insanlar tarafından değil, daha çok nesneler tarafından kuşatılmış durumdadır. Her zaman daha yenisine sahip olmak istiyor. Tüketimin artış nedeni de kapitalizmin dünya üzerindeki gücü ile anlaşılabilmektedir. Tüketmek sadece metalarla kalmayıp kültürleri de tüketir olduk. Her geçen gün dünya üzerinde yeni kültürel değerler ortaya çıkmaktadır ve onu tüketmemiz için beklemektedir. Sürekli değişen bu kültür değerleri en popüler olduğu günlerde sahiplenilmektedir. Bu da günümüzde popüler kültür olarak anılmaktadır.

2.3.1. Popüler Kültür

 Tdk (https://sozluk.gov.tr/)’da geçen ifadesiyle popüler kültür; “belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel öğelerin bütünü”; popüler kültür, gündelik yaşama hakim kültür olarak karşımıza çıkar (Coşkun. 2012:840). Erdoğan ve Alemdar (2005:33) ise popüler kültür için şunları söylemektedirler; “Popüler kavramı ‘halk’ ‘nüfusun büyük çoğunluğu’ ‘halk\çoğunluk için’ ‘halk\çoğunluk tarafından’ terimlerini içine alır. Dolayısıyla, kavramın ilk bakışta verdiği anlama göre popüler kültür belli bir gurubun ürünü değildir, belli bir gurubun sahipliğini içermez: Popülerdir, yani herkesin olmasa bile hemen herkesindir.” Kitle kültürü olmaması kimseye ait olmadığından kaynaklanır. Bütün kitleler tarafından kabul görmesi de halka aitmiş gibi görünmesindendir. Popüler kültür değerleri değişkendir. Bugün olanın yarın olmadığı değer yargısıdır diyebiliriz. Yaşantımızı düşünürsek, giyimimizden saç kesimimize, yediğimiz yemekten, dinlediğimiz müziğe kadar birçok alanda belirli dönemlerde değişiklik yapmışızdır. Değişime ayak uydurmak ve çağın gereklerini yerine getirebilmek için popüler olanı seçmişizdir. Popüler kültür parktaki çay içmeyi değil, parkın içindeki kafede çay içmemiz gerektiğini öğretir. Toplumsal olarak aidiyet hissetmek için popüler olanı sahiplenmemiz kaçınılmaz bir durumdur.

Popüler kültür tüketim üzerine kuruludur. Popüler kültür geniş iş bölümü etrafında kurulan kapitalist mal üretimi, pazarlaması, dağıtımı ve tüketimi biçimlerine dayanan bir kültürdür (Erdoğan ve Alemdar. 2005:34). Bu yüzden kapitalizme muhtaçtır. Sürekli üretim olmalıdır ve bu üretim tüketilmelidir. Bunu her sınıf mensubu insan yapmalıdır. İşçi sınıfı ve orta sınıfı, üst sınıfa özenip, onlar gibi hayat yaşamalıdır. Üst sınıf tükettikçe alt sınıflarda tüketecektir. Tüketimin devamı için bu gereklidir. İşçileri ve alt tabakadaki sınıfı, üst sınıf değerlerine ve yaşamına özendirmek bu aşamada gerekli görülmüş, bunun için kentlerde vitrinler, bulvarlar, cafe’ler oluşturulmuştur (Şahin. 2005:160). Kahve kültürüne sahip olduğunu göstermek için kafeden kahve tüketmek zorundasındır. Tüketim sana o kültüre aitlik kazandıracaktır. Popüler kültür aitlik için sınıf gözetmez. Tüketip tüketmediğine bakar. Popüler kültür kültürel “şeylerin” teknolojik araçlarla üretimi ve geniş iş bölümü etrafında kurulan kapitalist mal üretimi, pazarlaması, dağıtımı ve tüketimi biçimlerine dayanan bir kültürdür (Erdoğan ve Alemdar. 2005:34). Üretim olmayınca tüketim olmaz. Tüketim için reklam gibi teşvik olmaz. Yani popüler kültür devamlılığı için üretim ve devamında reklam, tüketim şarttır.

Fotoğrafçı Mandy Barker’ın (Fotoğraf 1) Coca Cola kapaklarının hangi ülkelere ait olduklarını yazan fotoğrafı görülmektedir. Denizlerden toplanan bu kapaklardan Amerika Birleşik Devletlerinde üretime başlayan Coca Cola dünyanın her yerinde tüketilmektedir. Yerel bir içecek olarak üretilen Coca Cola, küreselleşme ile bütün dünyanın tükettiği bir içecek haline gelmiştir. Barker’ın çalışmasından anlaşılacağı gibi yerel olan hiçbir şeylerde genele hitap edebilmektedir. Coca Cola da popüler içeceklerimiz içerisinde yer almaktadır.   


Fotoğraf 1. “Devrialem” Coca Cola Kapakları, Mandy Barker (https://www.mandy-barker.com/commissions)  

Popüler kültüre ayak uydurmak kolay değildir. İnsan maddi imkanlarının el verdiği kadarını tüketebilir. Tüketimi gerçekleştirirken kendi çevresine bakar. Yörüngesi ne kadar genişse tüketeceği şeyler o kadar çoktur. Reklamlar, filmleri, diziler ve içerisinde bulunduğu cemiyet tüketmesini ve topluma ayak uydurmasını empoze eder. Ulagay’ın tespitlerine göre, daha dar bir sosyal çevrenin (aile, komşu, köylü, mahalleli) kurallarıyla yaşamaya alışmış birinin, birdenbire kendini küresel bir ortamın rekabetçi ve acımasız kanunları içinde bulması çok büyük bir zorluk olacaktır (akt. Talas ve Kaya. 2007:157). Mahalle değerlerine hakim birinin bu durumla karşı karşıya kalması onu bireyselliğe itmektedir. Dünyanın gittikçe küreselleşmesi ve biz kavramının yerine ben kavramı geçmesi kitle kültürünün sonu olup, popüler kültürün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Popüler kültür, küreselleşmenin ve kapitalizmin bir sonucudur.

2.3.2. Halk Kültürü

Erdoğan ve Alemdar (2005:28)’ın ifadeleriyle halk kültürü, aynı yer ve zamanda yaşayan insanların kendi için, kendini kendine ve çevresine anlatımıydı. İnsanların kendilerini tanımaları ve tanıtmalarıdır. Yaşam biçimleri, inanışları ve düşünüşleridir. Coşgun (2012:840)’un konuya ilişkin yorumda ise halk kültürü, kaynağını halktan alan, halkın yaşama biçimini yansıtan kültürel etkinlik biçimine verilen isimdir. Halk kültürü belirli topluluğu anlamak için bilinmesi gereken önemli noktadır. Toplumu anlamak için toplumsal değer yargılarının bilinmesi gerekmektedir. Halk kültürü bu noktada önemli rol oynamaktadır.

Halk kültürü, gelenekten yansıyan ve gelenekten nakledilmiş olan ve esasen kırsal ve sanayileşme öncesi kültürlerin yansıması olan geleneksel kültürdür (Yoder. 2004:98).  Sanayileşme ile toplumsal olarak değer yargıları değişime uğraşmıştır. Bu değişim sonucu halk kültürlerinde de değişimler gerçekleşmiştir. Halk kültürü; toplumsal yaşamın manzumesini oluşturan kabullerle birlikte gelenekten yansıyan ve esasen kırsal/sanayileşme öncesi kültürlerin dışavurumu olan bir kabuller potasıdır (Sami. 2010:165). Bu yüzden kırsal kesimdeki değer yargıları kolay kolay terk edilmemektedir. Halk kültürü esasında küçük yapıların değer yargılarıdır. İzole gruplar dıştan gelecek olan alışkanlıklara açık olmadıkları için sanayi öncesi pek değişime uğramamışlardır. Günümüzde değişime uğrasalar da uğramasalar da korunması çok zorlaşmaktadır. Halk kültürünün en büyük tehdidi popüler kültürdür. Seri üretim, makineleşme ve 20. yüzyılın popüler kültürüne açıkça karşıdır. (Yoder. 2004:98)

Gaziantep’te görülen halk kültüründen biri de sahre kültürüdür. Sahreyi halk kültürü olarak kabul etme nedenim; Gaziantep’te görülen sahre diğer şehirlerde piknik adı altında gerçekleştirilmektedir. Gaziantep’te sahre sadece yeme içme değil diğer kültür değerlerini de içinde bulundurmaktadır. Bu kültür değerleri müzik kültürü, yemek kültürü gibi kültürel değerleri sahre içerisinde barındırmaktadır. Sonraki bölümde sahre kültürü detaylı incelenecektir.

2.3.3. Sahre Kültürü

Sahre, Gaziantep’te piknik etkinliğine karşılık gelmektedir. Tdk (https://sozluk.gov.tr/)’da yemek yemek, eğlenmek için açık alanda yapılan günübirlik gezinti anlamına gelmektedir. Sahre piknikle yapılışı aynı olsa da taşıdığı anlamlar farklıdır. Sahrede sadece günü birlik gezinti değil dayanışma, beraberlik ve biz duygusu hakimdir. Bu yüzden kalabalık ve toplu yapılması tercih edilir. Gaziantepli yazar Mithat Enç (2017:13) kitabının giriş kısmında Gaziantep şehrini anlatırken şu ifadeler kullanmaktadır: Kuzey boyunca, kavak ve söğüt kümelerinin yer yer gölgelendirdiği bostan aralarından dolanarak, usulca akan Antepsuyu, yıllar boyu kentin her sınıf ve dinden halkının (vurgu yazara aittir) sahre ve eğlenceler düzenlendiği bir mekan olarak anıldı. Enç’i referans alarak söylenebilir ki, Gaziantep tanıtılırken sahre kültürü de vurgulanmaktadır. Sahre Gaziantep halkı için olmazsa olmaz bir eğlence etkinliğiydi.

Durkheim (Coser. 2008:128)’a göre, toplumsal olgunun belirleyici sebebi bireysel bilinç durumları arasında değil, bunu önceleyen olgular arasında aranmalıdır. Bu ifadeden yola çıkarak şu yorum yapılabilir. Bireyin eğlenme ve dinlenme isteğidir. Ancak sahreyi sadece bireylerin gerçekleştirdiği bir etkinlik olarak ele alamayız. Onu oluşturan tarihsel geçmişe ve kültürel değerlere bakmak gereklidir. Toplumsal olarak ne ifade ettiği incelenmelidir. Piknik etkinliğinden ayrılıp sahre olarak anılması ve piknik ile farklılıkları burada ortaya çıkmaktadır. Piknik de sahre de toplu eğlencedir. Ancak sahre de toplumsal dayanışma vardır. Sahrenin toplumsal olarak geçmişi ve anlamı vardır. Sahre bireyin üstündedir. Birey geçicidir ancak sahre asırlardır gerçekleştirilmektedir.

Köklü bir geleneğe sahip olan sahre, günümüzde anlamını yitirmiştir. Bir piknik etkinliğine dönmüştür. Küçük aile gruplarının gittiği bir hafta sonu etkinliğine dönüşmüştür. Oysa sahre kalabalıkla yapılması makbul olan etkinliktir. Bundan dolayı günümüzde yapılan etkinliklere kelime olarak sahre denilebilir ama anlam olarak aynı ifadeyi karşılamamaktadır. Bu anlam kaybının nedenlerinden biri de şehirleşme nüfus artışıdır.

Sahre ile ilgili literatür taramalarında göze çarpan en önemli nokta şudur: Sahre yerlerinin sürekli değiştiği (Yener. 1971:70) ve sahre alanlarının değişime ve daralmaya uğradığı görülmektedir. Sahre alan daralması, sahrenin anlamının daralmasında etkili noktalardan biridir. Bir diğer etkili nokta ise sanayileşme ve şehrin büyümesidir. Gaziantep kentinin nüfusu 19. yüzyılın sonlarında yaklaşık 43.000 iken Cumhuriyet’in ilk yıllarında 39.600 olmuştur (akt. Karadağ, 2011:393). Cumhuriyet’ten itibaren de nüfus artmaya devam etmiştir. Günümüzde Gaziantep nüfusu 2007 yılında 1.560.023 iken 2019 yılında 2.069.364 olmuştur (https://www.nufusu.com/il/gaziantep-nufusu). Bu nüfus artışı sonucu yeni yerleşim yerlerinin açılması da sahre alanlarını daraltmıştır.

Sahrenin piknikten ayrı olduğunu ısrarla dile getirme nedenim sahrenin anlamı olduğunu vurgulamamdır. Sahre türlerini de referans alarak sahre ile pikniğin ayrımı yapılabilir. Sahre anlamı farklı olduğu için gidilen sahrelerinde anlamları farklı olmaktadır. Tokuz (2004:125) kadın ve erkek sahrelerini şöyle ayırmaktadır. Kadın sahreleri; mahalle sahresi, kadın sahresi, nişanlı sahresi. Erkek sahreleri; güveyi sahresi, esnaf sahresi, yatılı sahre ve kadın erkek yapılan sahre uzun sahredir. Böyle türlere ayrılmasından da piknik ile ayrımı yapılabilir. Sahrenin bu türlerini daha detaylı incelersek içeriklerini ve yapılış amaçlarını anlarız.

2.4. Sahre Türleri

  • Nişanlı Sahresi: Nişanlı sahresi kız ve oğlan tarafını birbirlerini daha iyi tanımalarını sağlamak amacıyla düzenlenen bir sahredir (Tokuz. 2004:136). Nişanlı sahresini kadınlar gerçekleştirdiği için genelde hafta içi yapılır. Yeni evlenecek olan çiftlerin yakın akrabaları da bu sahre vesilesi ile tanışmış olur.
  • Özel Gün Sahreleri: Özel gün sahreleri Hıdırellez ve Nevruz zamanında gidilen sahrelerdir. Nevruz, ilk baharın gelişinin habercisidir. İnsanlar 21 Mart’ta genellikle Kavaklığa giderek kutlanılır. Hıdırellez ise Hızır ve İlyas Peygamberin yer yüzünde buluşulduğuna inanılan gündür. 5-6 mayıs tarihlerinde kutlanılır. İki özel günde bereketin habercisidir. Gaziantepliler bu günlerde de genellikle kavaklığa gidip sahre yaparak kutlarlar.
  • Mahalle Sahresi: Mahalle sakini kadınların birlikte gittikleri sahrelerdir (Tokuz. 2004:137). Kadınlara özgü olan bu sahrede herkes kendi evinden imece usulü sahrede tüketilecek gıdalar getirilirdi. Toplumsal dayanışmanın güzel bir örneğidir. Ayrıca mahallede kimin neye ihtiyacı olunduğu da bu etkinliklerde öğrenilip mahalle halkınca birlikte yardım edilirdi. Ayrıca bekar olan kızlar burada tanınıp, evlenmek isteyen gençlere önerilirdi.
  • Güveyi Sahresi: Düğünden birkaç gün önce, mevsim uygun ise, güveyinin arkadaşları, dostları, güveyiyi sahreye götürürler (Tokuz. 2004:145).

Fotoğraf 2. Bilge Kazaz Albümü. Güveyi sahresi
  • Esnaf Sahresi: Aynı meslek grubundan kişilerin yılda bir kez bir araya gelmelerini sağlayan esnaf sahrelerinin kökü Ahilik Teşkilatına kadar uzanmaktadır (Tokuz. 2004:149). Esnaf sahresi zamanı bütün esnaf dükkan kapattığı için nöbetçi esnaf uygulaması yapılırmış. Esnaflar içinde en çok parayı veren dükkanını açma hakkına sahip olur, buna da çarşı satma denir. (Tokuz. 2004:150). Esnaf sahresinde esnaflar birbirlerini daha yakından tanır. Çıraklar eğlenip bir yılın yorgunluğunu atarlar. Çırak ile kalfa arasında yakınlık sağlanır. Çıraklıktan kalfalığa geçen kişi esnaflara tanıtılır. Yeni dükkan açan esnaflarla tanışmış olur. Ticaret olarak dayanışma ve birliktelik duygusu gelişir.  Günümüzde hale esnaf sahreleri zamanı dükkanlar kapatılmaktadır. Ancak sahre yapılmamaktır. Esnaflar bu dönemlerde genelde aileleri ile veya yakın arkadaş çevresi ile deniz bölgesine gitmektedir. Anlamını yitirmiş bir sahre etkinliğidir.

Fotoğraf 3.  1948 terzilerin esnaf sahresi.  https://tr.pinterest.com/pin/363947213635486024/
  • Uzun Sahre: Erkeklerin gerçekleştirdiği sahredir. Şehir dışındaki bağ evleri veya köylere gidilen bu sahrelerde masraflar harifane (paylaşılma usulü) karşılanmaktadır (Tokuz. 2004:151). İçecek olarak genellikle içki tercih edilir.


Fotoğraf 4. Uzun sahre, 1928, Hasan Güzelbey Albümü
  • Yatılı Sahre: Tanıdık akrabaların köyde verdikleri davet üzerine yapılan etkinliktir. Davet edilen aile köy sınırında karşılanır ve dinlendikten sonra etrafta dolaşmaya çıkarılır, türbe varsa ziyaret ettirilir (Tokuz.2004:153). Bu sahre türü de günümüzde unutulmuştur ve yakın çevre ile hafta sonu gezilerine yerini bırakmıştır.





Fotoğraf 5 Yatılı sahre Sevgi Çekem Albümü

3. Araştırma Bulguları

3.1. Toplumsaldan Bireysele Sahre

Araştırmanın örneklem grubu 6 kadın 6 erkek toplam 12 kişiden oluşmaktadır. Örneklem grubunun yaş ortalaması (x̄=50) olarak belinlenmektedir. Böyle bir sınırlamanın nedeni ise günümüzdeki sahre ile eskiden yapılan sahre arasında fark olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı 50 yaş ve üzeri katılımcılar seçilmiştir. Bu katılımcıların çocukluk deneyimleri, gençlik deneyimleri ve günümüzdeki sahre deneyimlerini aktarmaları, eski ile yeni arasındaki farkın anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Çalışma 12 kişinin görüşleri ile sınırlandırılıp genelin görüşünü yansıtmamaktadır. Katılımcıların özel bilgileri alınmamıştır. Sadece sahre üzerine fikirleri sorulmuştur. Bundan dolayı araştırmada isimleri katılımcı (K1, K2) olarak belirlenmiştir. Katılımcıların izni dahilinde görüşmeler ses kayıt cihazına dahil edilmiştir. Araştırma boyunca katılımcılar kodlamalarla (K1, K2 …) tanımlanmış, cinsiyet (Erkek, Kadın) ve yaş değişkenleriyle (… Yaşında) birlikte verilmiştir.

Sahre, katılımcılar için stres atma, doğayla iç içe olma, eğlenme gibi anlamlar ifade etmektedir. Sahre “tebdil-i mekanda ferahlık” vardır atasözünün kanıtı gibidir:

 “…Aynı evde, aynı mekanda oturmaktan birkaç saat uzaklaşınca, değişik ortam, ruhunu dinlendiriyor” (K2, Erkek, 66 yaşında), ifadelerini kullanan katılımcı sahrenin mekan değişikliği için bir araç olduğunu belirtmektedir. Ataerkil bir toplum yapısına sahip olan Gaziantep’te, evlenmemiş kızlarında sahreyi hava alma amacı ile evden çıkış bileti olarak kullandığını K6 şöyle açıklamaktadır:

“Ben çocukluğumdan biliyorum, eski Antep evleri küçük, ev kalabalık, kızlar da evde kapalı olduğu için sahreye gitmeyince evdeki erkeğe küserlermiş. Komşumuz gitti biz niye sahreye gitmiyoruz diye. Çünkü o kız çocukları için bir noktada o sahre temiz hava alma evden uzaklaşmadır” (K6, Erkek, 55 yaşında).

Sahrenin insanlar arasındaki ilişkileri geliştirdiği çalışma boyunca katılımcıların sahre deneyimi dinlenirken fark edilmiş ve vurgulanmıştır. Bu insanlar arasındaki ilişkileri K10 şöyle ifade etmektedir:

“Komşularla giderdik. Komşuluk gelişirdi. Değişiklik olurdu bizim içinde. Hava almaya giderdik” (K10, Kadın,  60 yaşında).

Sahre insanlar için stres atma, evden uzaklaşma, komşuluk ilişkileri geliştirme gibi birçok anlama gelmektedir.

Sahre katılımcıların ifadelerine göre eskiden çok yapılan, ancak günümüzde yapılmayan, ya da aile ile yapılan bir etkinlik haline gelmiştir. Halk kültürü olarak sahrenin geçmişten günümüze değişime uğradığı katılımcılar tarafından sık sık dile getirilmektedir. 12 kişinin ortak görüşü eski sahre ile yeni sahre arasında fark olduğudur. Sahrenin değişiminde en çok vurgulanan eskiden komşularla yapılan bir etkinlik iken şimdi komşularla yapılmadığı ve komşuluk ilişkisinin eskisi gibi olmadığı dile getirilmektedir. 51 yaşındaki katılımcı eski sahre ve yeni sahre ile ilgili şunları söylemektedir:

“Eskiden komşularla giderdik. Aile gibiydik. Beraber yapılırdı her şey. Beraber sahre edilirdi. Şimdi o kalmadı. Herkes ya ailesiyle ya da yakın akrabasıyla gidiyor. Komşularla gitme kalmadı” (K9, Kadın, 51 yaşında).

Sahrenin değişimi en çok sokaktaki komşuluk ilişkilerine bağlanmaktadır. Bir diğer katılımcı eskiden yapılan sahre ile ilgili şunları söylemektedir:

“Eskiden komşuluk vardı. Komşuyla aile gibiydik. İç içeydik. Şimdi komşuluk kalmadı. Millet birbirinden kaçıyor şimdi. Önce biz komşuyla giderdik şimdi komşularla gidemezsin” (K7, Kadın, 65 yaşında).

Komşuluk ilişkilerine hem kadınlar hem de erkekler vurgu yapmaktadır. Kadınlar gündelik hayatlarınla komşularıyla iç içe yaşadıkları için komşuluk ilişkilerinin vurgusunu daha fazla yapmaktadırlar. Gündelik hayatlarında büyük yerleri olan komşularını kaybetmeleri, onlarla yapılan sahreyi de yitirmelerine neden olmuştur.

Mahalle anlayışı katılımcılarda farklı algılanmaktadır. Mahalle, onlar için yaşanılan alan değil daha fazla anlamı karşılamaktadır. Apartmana taşınan kişiler yeni komşular edinmekte zorlandığını, apartmandaki çoğu kişiyi tanımadığını dile getirmektedir. Apartmanda oturan katılımcıların çoğu bu durumdan şikayetçi olduğu gözlemlenmektedir. Eski mahalledeki komşuluğa yapılan vurgu özellikle önemlidir. K2 apartmanındaki komşuluk ilişkisinden yakındıktan sonra şu ifadeleri kullanmıştır:

“Karşıyaka’daki komşularımla aynı apartmandayız, onlarla samimiyiz sadece” (K2, Erkek, 66 yaşında). Apartmanındaki samimi olduğu komşuları, eski mahallesindeki komşuları olduğunu söylemektedir. Apartmana taşındıktan sonra komşu edinememiştir.

Sahreye gitme sıklığı kadınlarda hafta içine denk gelirken erkeklerin hafta sonu gittiği anlaşılmıştır. Kadınlar hafta içi mahalledeki komşularıyla ile gitmektedir. Erkekler ise hafta sonu aileleriyle ile birlikte gittiklerini belirtilmiştir. Erkeklerin hafta içi sahreye gitmeleri durumunda sahre akşam saatlerinde yapılmaktadır. Sahreye kimlerle ve hangi günlerde gittiğini ifade eden katılımcı şunları dile getirmiştir:

“Arkadaşlarla gidince sahreye gittiğimiz yerin sakin olduğu günü tercih ediyoruz. Hafta içine denk geliyor. Hafta sonları cumartesi pazar ise ailemizle akrabalarla gidiyoruz” (K6, Erkek, 55 yaşında).

Genel olarak katılımcılar sahreye aileleriyle hafta sonu gittiklerini belirtmişlerdir. Bu da sahrenin belirli günlere sıkıştığı anlamına gelmektedir. Çalışmanın başlarında sahrenin sadece çekirdek aile içerisine sıkıştığı düşünülmüştür. Ancak çalışma sonucunda anlaşılmıştır ki sahre sadece komşularla gidilmekten vazgeçilip yakın akrabalar arasına gidilmeye devam edilmektedir.

“Pazar günü ailemle giderim. Eskiden pazar günleri mahallede samimi olduğumuz komşularla giderdik. Hafta içi kadınlar toplanır giderdik” (K9, Kadın, 51 yaşında)

Katılımcının bu ifadeleri de bu sonucu ortaya çıkarmaktadır. Sahreye gitme sıklığı da eskiye göre seyrekleşmektedir. Katılımcıların en son ne zaman sahreye gittiği sorulduğunda en erken giden kişi 10 ay önce gitmiştir.

Katılımcıların sahreye yakın akrabaları ile gittiği, sorulan sorular sonucunda, ulaşılan çıkarımlardan biridir. Kendileriyle birlikte gelmek isteyen komşu ve akraba (yakın olmayan) olmak isterse bunlara tepkilerinin ne olduğu sorulduğunda, 12 katılımcıda buna hayır demeyeceğini belirtmiştir.

“Daha güzel olur. Kalabalıkla gidilince daha eğlenceli olur” (K11, Kadın, 56 yaşında).

Katılımcının kendisi ile gelmek isteyen komşularının veya akrabalarının olması sonucunda “daha güzel olur” diye vurgulaması ve diğer katılımcıların da buna benzer cevaplar vermesi sahrenin kalabalık yapılan bir etkinlik olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Belirtmek gerekir ki sahrenin kalabalık gidilmesi belirtilirken kastedilen “kalabalık” sahre yapan kişi sayısıdır. Bir başka soruda sahre yerinin kalabalık mı sakin mi olması gerektiği sorulduğunda çoğu katılımcı sakin olmasını tercih edilmektedir.

Sahrenin gidilme amacına göre verilen isimleri ve gidilme tarzları vardır. Örneğin evlenecek olan erkeğin arkadaşlarının düzenlediği sahreye güveyi sahresi, nişanlı olan çiftlerin akrabaların çağrılıp davet verildiği sahreye nişanlı sahresi denmektedir. Günümüzde sahrenin bu türleri Gaziantep’te görülmektedir. Katılımcılar, eski sahreler hakkındaki düşüncelerini şu şekilde ifade etmişlerdir.

“Şu anda bunların hiçbirini yapmıyoruz. Eskiden bu sahrelerde dayanışma vardı, birbirinin eksiğini tamamlama vardı. Şimdi bunlar kalktı. Herkes kendi çıkarına bakıyor. Eskiden esnaf sahresinde esnaflar birbirini tanırdı, sohbet ederdi, birinin sıkıntısı olunca yardımcı olurlardı. Kaynaşma olurdu. Şimdi herkes değişik ortam arıyor. İmkanları çerçevesinde değişik ortamlara gidiyor. Yakınlaşma da yok” (K1, Erkek, 70 yaşında).

“Damat olduğunda gidilir (uzun sahre kast ediliyor). Damadın arkadaşları toplanır giderler. Orda da insan birbirini yakından tanır. Bunun oturması kalkması nasıl. İçince dağıtıyor mu efendi mi içiyor diye orada bir gözlem yapma imkanı olur. Sahrede insanı yüzde yüz tanımasan da onun kişiliği hakkında bilgi verir. Sınıf sahreleri de yapılırdı okullarda. Öğrenciler kendi içerisinde toplanır hocalarını da çağırır yaparlardı” (K6, Erkek, 55 yaşında).

“Nişanlı sahresi yapılırdı. Kız evini davet ederdin oğlan evi bütün masrafları görürdü. Zengin olan koyun keserdi, çalgı çalınırdı, oynanır, eğlenilir eve dönülürdü” (K8, Kadın, 68 yaşında).

“Mahalle sahresi yapardık ben yeni evliyken. Komşular toplanırdı, kadınlarla sahreye giderdik. Köfte yoğururduk, otururduk, çay içerdik, sonra evimize gelirdik. Şimdi hiçbirini yapmıyorum” (K9, Kadın, 50 yaşında).

Katılımcı ifadelerinde de anlaşılacağı üzere eski sahrelerin gidilen kişiye göre ve amacına göre isimleri vardır. Yapılan etkinlik her zaman sulu, yeşil bir alana gidip stres atıp sevilen insanlarla beraber olmaksa da isimler her zaman değişmiştir. Bunun nedenlerinden biri de Sahre Kültürü başlığı altında incelenmiştir.

Sahrenin bir diğer özelliği de Gaziantep’in yemek kültürünü de içerisinde barındıran bir etkinlik olmasıdır. Yemekler çeşitlilik göstermektedir. Eskiden daha çok yemeği içinde barındıran sahre günümüzde mangal (kebap yapmak) ile sınırlı kalmaktadır. Katılımcıların çoğu eskiden sahre de kebap yapılmadığını dile getirmiştir. Yaşamın her alanında belirleyici bir etmen olan ekonomik koşullar da sahre gibi bir etkinliğe yansımaktadır. K6 sahre yerindeki yenilen yemek üzerine yaptığı değerlendirmede şunlara dikkat çekmiştir:

“Eskiden eti zenginler yapardı. Fakirler köfte yaparlardı. Sahre yerine yemek götürme sonradan olan bir şey. Eskiden ne yiyeceksen sahre yerinde yapardın. Ama sonradan su olmadığı için falan evden hazırlanıp gidilir oldu” (K6, Erkek, 55 yaşında).

77 yaşında bir kadın katılımcı gençlik yıllarında gittiği sahrede et kolay elde edilemediği için mangal yapmaya bir engel olmaktadır. Katılımcı ete ulaşmanın zorluğunu ifade ederken sahrede neler yaptığını da şu ifadelerle belirtmiştir:

Eti nerden bulalım oğlum. Mangal yapmazdık. Dolma yapardık, köfte yapardık” ( K3, Kadın, 77 yaşında).

Oğulları kasap olan K2 günümüzde ete eskisi kadar kolay ulaşamadığını ve bu yüzden sahrede eskiden mangal yapılmadığını söylerken neler yaptıklarını da şu sözlerle açıklamıştır:

Eskiden anamız dolma yapardı. Köfte yaparlardı. Sonradan sonraya işi kebaba çevirdiler. Artık mangal yapıyoruz. Sonrasının modası bu. Eskiden yapmazdık. Ya paramız yoktu ya aklımızda yoktu bilmiyorum.” (K2, Erkek, 66 yaşında).

Katılımcılardan, K5, K7, K9, K11 ve K12 mangal yaptıklarını belirtmişlerdir. Ancak şu göz ardı edilmemelidir. Bu katılımcılar eskiden neler yaptıklarını ifade etmemişlerdir. Diğer katılımcılar eskiden ne yaptıklarını söyleyip günümüzde neler yapıldığını belirtmişlerdir. Sahre etkinliği içerisinde yeme içme alışkanlıklarının da değiştiğini anlaşılmaktadır. Bunun nedenlerinden biri tüketim ürünlerine ulaşmak eskisi kadar zor değildir.

Sahre esnasında tüketimin maddi boyutu ile ilgili sorular sorulduğunda katılımcıların genel düşüncesi, kişinin bütçesine göre harcadığı ve eskiden çok para gitmediği yönünde olmuştur. Genel cevaplar ise günümüzde sahreye verilen paranın 50 liradan başlayıp 400 liraya kadar çıkıldığıdır. Bu kişinin maddi durumuna göre değişmektedir. K5 kişinin maddi imkanı ile ilgili harcamasını şu ifadeyle aktarmıştır:

“Durumunda varsa git keçi kes içine de pirinç doldur milleti doyur. Halinde ne kadar varsa o kadar gider. Normal olarak da 5 kişilik bir aile gidilecekse, 1 kilo et alsa, 1 kilo tavuk alsa yazın patlıcan alır o zaman daha uyguna gelir. Antepli işini bilir. Toplamda 150-200 gider” (K5, Erkek, 60 yaşında).

Eskiden para gitmediğini düşünen K12 ise en fazla gidecek olan para miktarının 50 lira gibi düşük bir miktar olduğunu dile getirmiştir.

“Eskiden harcamazdık. Pek para gitmezdi. En fazla 50 lira giderdi. Şimdi ne kadar gider bilemiyorum. Kişi sayısına göre değişir” (K12, Erkek, 76 yaşında).

Bu bölümde anket sorularının sekiz tanesinin analizi yapılmıştır. Genel olarak toplumsal yapılan bir etkinlik olan sahrenin bireysel bir etkinliğe geçişinin katılımcıların da fikirlerini referans alarak açıklanmaya çalışılmıştır.

3.2. Mekansal Dönüşümün Sahreye Etkisi

Sahre yapmak kadar sahrenin yapılacağı yer de önemlidir. Suya yakın olması her şeyden önemlidir. Bir diğer dikkat edilen nokta ise gidilen yerin doğal ortam olmasıdır. Ağaçların olduğu yeşilliğin olduğu mesire alanları tercih edilmektedir. Katılımcıların ifadeleri de bu düşünceyi desteklemektedir. Gidilen yer hakkında düşüncesini belirten K12 seçtiği sahre yeri sorulduğunda şu ifadelerle gittiği yerin özelliklerini sıralamıştır:

“Su kenarı, yeşil olmasına dikkat ederim” (K12, Erkek, 76 yaşında).

Katılımcılar, sahrenin kendileri için ruhu dinlendirme aracı olduğunu belirtmişlerdir. Dinlenme esnasında doğal ortamda sahreciler için önemlidir. Ancak değişen şehir yapısından dolayı sahre yerlerinin belirli sınırlar içerisine konulması bu seansların kısıtlandığının göstergesidir. Sahre yapmak isteyen insan şehrin dışındaki ormanlık sahre alanlarına gitmek zorundadır. K6 sahre alanlarının değişiminde, sahre yapılan yer hakkındaki fikirlerini şu şekilde aktarmıştır:

“…Kavaklık’a gitmiyorum. Oradaki çoğu şeyi yasakladılar. Tamam, oraya oturmak için alan yaptılar ama içki içmek, kebap yapmak falan yasak oldu. Betonlaştı çoğu alan. Sahre yapacağı diye o betonlaşmada oturuyoruz. O yüzden daha tenha yerleri tercih ediyorum…” (K6, Erkek, 55 yaşında).

Gaziantep’in en gözde ve sahre alanlarından biri olan Kavaklık hakkında K6’nın ifadeleri çok önemlidir. Bu alanlar imara açılıp toprağın ranta bağlandığının kanıtlarından biridir. Kuralı olmayan bir alanın kurallar içerisine sıkıştırılması katılımcının ifadesinde görülmektedir. Gaziantep şarabı ve rakısı ile meşhur bir şehirken günümüzde getirilen yasaklarla bu tüketim kültürü daha enformel biçimde veya kapalı mekanlar içerisinde yapılmaya başlanmıştır.

Göç, sanayileşme gibi gelişmeler, Gaziantep’te şehir nüfusunun artmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda yerleşim yerleri ihtiyacı planlı/plansız bir biçimde gerçekleşmiştir. Karşıyaka, Düztepe, Hoşgör örneklerini verebileceğimiz mahalleler göç sonrası gecekondu kentleri haline gelmiştir. Bu durum çarpık kentleşme sonucunda sahre alanlarının korunamamasının nedenlerinden biridir. Bunun dışında planlı bir şekilde, imar izniyle yerleşime açılan Sarıgüllük, Pancarlı, İncilipınar gibi semtler de sahre alanları iken yerleşime açılmıştır. Buradan şu sonuç çıkarılabilir; sahre alanları planlı/plansız yerleşim yerlerine açılması sonucunda anlam bakımından daralmaya uğraması kaçınılmaz bir sonuçtur.

Sahre yerlerinin bu kadar daralması, insanların sahreden beklentilerini karşılamamaktadır. Yeşile ulaşmak ve sulu alanlarda kısacası doğal ortamda sahre yapmak eskisi kadar kolay değildir. Çalışmanın giriş kısmında da bahsedildiği gibi sahrenin insanlara psikolojik olarak destek verdiği düşünüldüğünde bunun günümüzde pek gerçekleşemediği anlaşılmaktadır. Katılımcılara sahre alanlarının kalabalık mı yoksa sakin mi olması konusunda fikirleri sorulduğunda, genel olarak sakin yerlerin tercih edildiği anlaşılmaktadır. Bu istek insanların fiziksel durumu da göz önüne alındığında anlaşılır bir hal almaktadır. K4 sakin yeri tercih etme nedenini açıklarken ifadesinin sonunda söylediğine dikkat edilmelidir.

“Kalabalık olurdu eskiden. Köylere gidersek sakin olurdu. Şimdi artık sakin olsun kimse olmasın diyoruz. Yaşlandık artık” (K4, Erkek, 77 yaşında).

Görüşme yapılan kişilerin yaş aralıkları göz önüne alındığında, sakin alanları istemelerinin nedenlerinden biri yaşlı olmaları ve sakin ortam ihtiyaçlarının daha fazla olmasıdır. Bu kişilerin gençliğindeki şehir büyüklüğü ile bugünkü şehir büyüklüğü aynı olmamaktadır. Sahre onlar için kalabalıktan kaçış anlamına gelmektedir. Sakin olması için sahre gününü özel olarak seçen K2 sakin sahre seçme nedenini şu ifadelerle savunmaktadır:

“Kalabalık olması bizim için sıkıntı oluyor tabi ki. Kalabalıktan rahatsız oluyoruz. Bu yüzden hafta arasına denk getirmeye çalışıyoruz. Sakin olsun diye” (K2, Erkek, 66 yaşında).

K2 eskiden yaptığı sahreden bahsederken komşuları ile toplanıp gittiğini ifade etmiştir. Günümüzde ise kalabalıktan rahatsız olduğunu söylemektedir. K2’nin ifadelerine dayanarak şu sonuç çıkarılabilmektedir. Eskiden kalabalıktan rahatsız olamaması ve günümüzde sırf kalabalık olmasın diye sahre gününü değiştirmesi bireyselleşmenin bu kişide de görüldüğü anlaşılmaktadır. Bireyselleşme yeni nesilde değil toplumsal olarak herkeste var olmaktadır.

Sahre alanlarının şehir içerisinde belirli sınırlar içerisine çekilmesi ve bu alanların içerisine lokantaların açılmasının sahreye başka anlamlar kattığı düşünülmüş ve katılımcılara buna yönelik soru sorulmuştur. Sahre alanları olarak bilinen mekanların içerisindeki lokantalara gitmek de kişilerce sahreden sanıldığı düşünülmüş, katılımcıların cevapları ile bu konuda yanılgıya düşüldüğü kanıtlanmıştır. Tüketim toplumu olmanın getirileri sahre alanları içerisine de girmiştir. Burada açılan lokantalar orta üst sınıfa hitap etmektedir. Her sınıftan insana hitap etmeyen bu lokantalara gitmek sahreden sayılmamaktadır. Sahre mekanları içerisinde var olan lokantaların sahre algısı içerisine girmediği K6’nın ifadelerinde açık ve net anlatılmaktadır.

“Param olursa oralara gidiyorum tabi. Param olmazsa nevalemizi alıyoruz sahre yerine gidiyoruz. Bu lokantalar sahre yerini tutmaz. Sahrede kendin yapıyorsun, kendin temizliyorsun, kendin pişiriyorsun. Bir arkadaşın yemek yapar, bir arkadaşın toplar bir arkadaşın pişirir. Kimse boş olmaz. Bu lokantalarda böyle bir şey yok” (K6, Erkek, 55 yaşında).

Sahre yemek bakımından hem üretim hem de tüketim anlamına gelmektedir. Üretim insanların kendi yemeklerini kendileri yapmaları, tüketim ise bu yaptıkları yiyecekleri tüketmeleridir. Bunun yapılmadığı lokantalar sahre olarak algılanmamaktadır. K7 yemeği üretim anlamında “kendimiz pişiriyoruz” ifadesi bunu destekler niteliktedir.

“Lokantaya gitmiyoruz. Gidip kendimiz pişiriyoruz. O zaman sahrenin anlamı olmaz” (K7, Kadın, 65 yaşında).

Sahrenin yapılmaması, onun yerine başka bir etkinliğin geçtiği anlamına gelmemektedir. Bu konu üzerine sorulan soruya katılımcılardan 8 kişi, sahre yerine tercih ettiği başka bit etkinlik olmadığını ifade etmiştir. K2 ve K11 sorulan soruya verdiği cevapta, sahrenin katılımcılar için önemini açıklar niteliktedir.

“Sahrenin yerini hiçbir şey tutmaz, sahrenin yeri ayrı. Mekanı değiştirmek insanı ruhen dinlendirir. Mümkünse toprağa çıplak ayakla basmayı tercih ediyoruz” (K2, Erkek, 66 yaşında).

“Yok, sahreye pek gitmiyoruz ki başka bir şey yapalım” (K11, Kadın, 56 yaşında).

Burada K11’in ifadesinde, Boş zaman etkinliği olarak sahrenin yapılacak ilk etkinlik olduğu anlaşılmaktadır.

Son olarak mekansal değişimin sahre yapma sıklığını anlamak adına sorulan sorularda, sahreye hangi taşıtla gidildiği sorulmuştur. Bu sorunun sorulma amacı sahre yapmama nedenlerinden birinin taşıt olmamasıdır. Sahre alanı olarak belirlenen yerlerin arabasız gidilemeyecek olması sahre yapılamama nedenlerindendir. Katılımcılara sorulan bu soruda 12 katılımcıda araba ile gittiğini ifade etmiştir. Buradan şu sonuca varılabilmektedir: araba sahibi olmayan kişilerin sahre yapma imkanları daha kısıtlı olmaktadır. Eskiden bu imkanın daha geniş olduğu K6’nın şu ifadesinde anlaşılmaktadır:

“Çok önceden at arabası ile gidilirdi. Şimdi araba ile gidilir. Yakınsa sepetini eline alır eline öyle gidersin” (K6, Erkek, 55 yaşında).

Sepetini eline alır öyle gidersin” ifadesi, sahre alanlarının yakınlığı ve sahre yapma imkanının kolay olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde sahre yapmak isteyen insanlar, sahre alanlarına bu kadar kolay ulaşamamaktadır.

Sonuç

Sahre kültürü Gaziantep halkı için geçmişten günümüze varlığını devam ettiren bir gelenek olmuştur. Değişen ortam ve insanların aksine sahre bir sonraki nesle aktarılmaya devam ettirilmiştir. Toplumsal açıdan modernleşme evresinde olan Gaziantep toplumu, geleneksel dönemden kalma kültürlerini korumaktadırlar. Dolayısıyla kültürel etkinliklerin terk edilmeyişi modernleşme evresinde, gelenekten kopamayan, arada kalmış bir toplumsal yapı söz konusudur. Bizler geçiş evresindeki bir toplumda yaşıyoruz; kültür fikri de sıklıkla bu geçişin içerdiği kuvvetlerden biriyle ya da diğeriyle özdeşleştiriliyor (Williams. 2017:467). Çalışmada modern toplumun özelliklerinden olan bireyselleşme olgusu sahre etkinliği üzerinden çalışılmıştır. Sahre bireyselleşmeyi içinde barındırmayan, toplu yapılan bir etkinliktir. Sahrenin bu özelliğinden dolayı, sahrede oluşan değişim toplumsal yapıdaki bireysellik anlayışını anlamamızda bizlere yardımcı olacaktır.

Kültür kavramı Eagleton (2019:15)’ında dediği gibi, insanların yaşamlarına yön veren değerler, gelenekler, inançlar ve simgesel pratikler. Eagleton’ı referans alarak şunu söyleyebiliriz: sahre kültürü insanların hayatlarına yön veren değer ve gelenektir. Görüşme esnasında fark edildiği gibi insanlar sahreye gittikleri gün ve gidecekleri kişileri özenle seçmektedirler. Bundan dolayı sahre kültürü kişinin hayatına yön veren etkenlerden biridir. Güzelbey (1963:258) sahre yapılan yerle ilgili ifadesinde bahsettiği nişanlı ve güveyi sahreleri ile ilgili şunları dile getirmektedir: “Kavaklık dediğimiz zaman biz sadece ağaç, su ve oddan ibaret bir toprak parçası değil, çocukluğumuzun tatlı günlerini, gençliğimizin ilk gönül çarpıntılarını, balaylarımızı, nişanlı ve güveyi sahrelerimizi de hatırlarız.” Kavaklığa yüklenilen bu anlamların içerisinde sahre etkinliği de oluşu göze çarpmaktadır. Yukarıda ifade edildiği gibi sahre kişilerin hayatına yön veren kültürel etkinliktir ifadesini Güzelbey destekler niteliktedir.

Toplumsal değişimin sonucunda sahre de bu değişimden nasibi almıştır. Yapılış amaçlarında daralmalar oluşmuş, gidilen kişilerin yakınlık dereceleri değişmiştir. Koca bir mahalle gitmek yerine yakın akraba çevreleriyle yapılan etkinlik haline gelmiştir. Bu değişimin sonuçları birçok nedenle olmaktadır. Ancak en göze çarpan özelliği modernleşmeyle birlikte ortaya çıkan bireysellik algısı göze çarpmaktadır. Sahre her ne kadar günümüzde de bireysel yapılmasa da eskisi kadar kalabalık yapılan bir etkinlikte değildir. Katılımcılar ile yapılan görüşmede de gidilen kişilerdeki değişim katılımcıların da ifadelerinde yerini almıştır.

Çalışmanın sonucunda sahre kültürü terk edilmemektedir. Ancak gidiliş nedenleri ve amaçları değişmektedir. Anlamındaki daralmalar değişen toplum yapısının ve mekânsal dönüşümün bir sonucudur. Gidildiği yerler belirli alanlara kapanışı, şehrin yapısının değişiminin bir sonucudur. Her yerde sahre yapamamak ve sahre mekanlarının şehir merkezine uzaklığı da sahreye gitmekteki güçlükleri beraberinde getirmiştir.

KAYNAKÇA

Baudrillard, J. (2018) Tüketim Toplumu, (Çev. Tutal, N. Ve Keskin, F) 11. Baskı. Ayrıntı Yayınları, İstanbul

Cevizci, A. (1999). Felsefe Sözlüğü. Paradigma Yayıncılık: İstanbul

Coser, L. A. (2008). Sosyolojik Düşüncenin Ustaları & Tarihsel ve Toplumsal Bağlamlarında Fikirler. (Çev. Hülür, H. Toker, S. Mazman, İ.) De Ki Basım Yayım, Ankara.

Coşgun, M. (2012). Popüler kültür ve tüketim toplumu. Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 1(1), 837-850.

Eagleton, T. (2016). Kültür Yorumları. (Çev. Çelik, Ö.) 3. Baskı. Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Eagleton, T. (2019) Kültür. (Çev. Göçer, B.) 2. Baskı. Can Yayınları, İstanbul

Enç, M. (2017). Selâmlık Sohbetleri. 4. Basım, Ötüken Yayınları, İstanbul.

Erdoğan, İ. (2004). Popüler kültürün ne olduğu üzerine. Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, 57, 7-19.

Erdoğan, İ. Alemdar, K. (2005) Popüler Kültür ve İletişim. 2. Baskı. Erk Yayınları. Ankara

Ersoy, R. (2006). Şehirleşme-Halk Kültürü İkileminde Sorunlar ve Bazı Çözüm Önerileri. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi1(20), 233-238

Giddens, A. Sutton, P,W. (2018) Sosyolojide Temel Kavramlar. (Çev. Esgin,A.) 3.Baskı Phoenix Ankara.

Göğüs, M. O. (t. y.). İlk İnsanlardan Bugüne Çeşitli Yönleriyle Gaziantep. Cihan Ofset, Gaziantep.

Gültekin, M. Avcı, C (2015) Bir Şehrin Hikayesi Gaziantep Halk Kültürü Yazıları/Cemil Cahit Güzelbey, Gaziantep Üniversitesi Basımevi, Gaziantep.

Güzelbey, Cemil Cahit, Gaziantep Kültür Dergisi, Cilt:13,1972, Gaziantep.

Güzelbey, Cemil Cahit, Gaziantep Kültür Dergisi, Cilt:6,1963, Gaziantep.

İçli, G. (2001). Küreselleşme ve kültür. CÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 25(2), 163-172.

Karadağ M. (2011). Gaziantep’te Kentsel Mekanın ve Kültürel Coğrafyanın Değişimi, Gültekin. M. N. İçinde ‘’Ta Ezelden Taşkındır…’’ Antep (s. 393-412), İletişim Yayınları, İstanbul.

Karakış, S (2016). Tüketici Davranışı Olarak Gaziantep’te Piknik (Sahre) Kültürü Üzerine Bir Saha Araştırması. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Gaziantep Üniversitesi Sosyal  Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı, Gaziantep.

Karslı, Ö. (2016). Ernst Cassirer’de Kültürün Anlamı. JOMELIPS-Journal of Management Economics Literature Islamic and Political Sciences, 1(2), 38-58.

Ritzer, G. (2012) Toplumun McDonaldlaştırılması, (Çev. Kaya, Ş.S) 2. Baskı. Ayrıntı Yayınları, İstanbul

Sami, K. (2010). Halk Kültürü Bağlamında Kahvehanelerin Toplumsal ve Mekansal Dönüşümleri Diyarbakır Kent Örneği. Millî Folklor, Sayı 85, 159-182

Schein, E. H. (2002). Örgütsel Kültür. (Çev. Akbaba)

Sönmez, M. E. (2018) Gaziantep Şehrinin Geçmişten Günümüze Alansal Gelişimi. Gaziantep Üniversitesi Ayıntab Araştırmaları Dergisi, 1(1), 115-136.

Şahin, M. C. (2005). Türkiye de Gençliğin Toplumsal Kimliği ve Popüler Tüketim Kültürü. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 25(2), 157-181.

Talas, M. Kaya, Y. (2007). Küreselleşmenin Kültürel Sonuçları. Türklük Bilimi Araştırmaları, (22), 149-162.

Tekin, H. H., & Tekin, H. (2006). Nitel Araştirma Yönteminin Bir Veri Toplama Tekniği Olarak Derinlemesine Görüşme. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, 3(13), 101-116.

Tokuz Gonca,20.yy‟da Gaziantep‟te Eğlence Hayatı, G.Ü Basımevi, Gaziantep, 2004.

Tönnies, F. (2019). Cemaat ve Cemiyet, (çev. Emre Güler), Vakıfbank Kültür Yayınları:,İstanbul.

Yener, Şakir Sabri, Gaziantep Kültür Dergisi, Cilt:13,1971, Gaziantep.

Yıldırım, A. (1999). Nitel araştırma yöntemlerinin temel özellikleri ve eğitim araştırmalarındaki yeri ve önemi. Eğitim ve Bilim, 23 (112).

Yoder, D. (2004) Halk Yaşamı: (çev.Ayça Y.), Millî Folklor, Sayı 63,  98-231.

İnternet Kaynakları

https://www.ogm.gov.tr/Sayfalar/Ormanlarimiz/Illere-Gore-Orman-Varligi.aspx 07.04.2020/15:14

https://gso.org.tr/tr/genel-sayfa/gaziantep-sanayisi/sanayi-bolgeleri-56.html 07.04.2020/16.04

https://gaziantep.ktb.gov.tr/TR-52368/mesire-yerleri.html   28.03.2020/20:33

https://sozluk.gov.tr/  30.03.2020/14:00

https://www.ktb.gov.tr/TR-96254/kultur.html /  30.03.2020/14:16

https://www.mandy-barker.com/commissions 01.04.2020/22:03

https://www.nufusu.com/il/gaziantep-nufusu 05.04.2020/15:05

EK.1. GÖRÜŞME SORULARI

Katılımcı No:

GAZİANTEP SAHRE KÜLTÜRÜ

KİŞİSEL BİLGİLENDİRME FORMU VE GÖRÜŞME SORULARI

Cinsiyet:

Yaş:

Aile birey sayısı:

Oturduğunuz Mahalle/Köy:

 1) En son ne zaman sahreye gittiğiniz? Ne kadar sıklıkla sahreye gitmektesiniz?

2) Sahreye hangi günlerde, kimlerle gidersiniz?

3 Günümüz de yapılan sahre ile eskiden yapılan sahreler arasında bir farkı var mı? Var ise bu farklar nelerdir?

4) Sahre yapmak için nerelere gitmeyi tercih edesiniz? Bu yerleri seçme nedenleriniz nelerdir?

5) Sahreye gideceğiniz mekanların kalabalık mı yoksa sakin olmasını mı tercih edersiniz?

6) Sahre sizin için ne ifade etmektedir?

7) Esnaf Sahresi, Yatılı Sahre,  Uzun sahre, Güveyi sahresi, Nişanlı sahresi, Özel Gün Sahreleri, Mahalle sahreleri gibi sahre etkinliklerinden hangilerini yapıyorsunuz?

8) Sahre yerine tercih ettiğiniz başka etkinlik var mıdır?

9) Sahreye sizinle gelmek isteyen akraba, komşu gibi insanlar olursa buna tepkiniz ne olur?

10) Dülükbaba, Burç ormanları, Erikçe gibi sahre yerlerinde ki lokantalara gider misiniz?

11) Sahreye giderken hangi taşıtı kullanırsınız?

12) Sahrede yemek için mangal yapar mısınız?

13) Sahrede toplam ne kadar para harcarsınız?

14) Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

EK.2. KATILIMCILARIN TANIMLAYICI DEĞİŞKENLERİ
  Katılımcı No. Cinsiyet   Yaş Aile Birey
Sayısı
Mahalle/Köy
K1 Erkek 70 2 Sarıgüllük
K2 Erkek 66 5 Güneykent
K3 Kadın 77 1 Kazancı sokak
K4 Erkek 77 2 İbrahimli
K5 Erkek 60 2 İbrahimli
K6 Erkek 55 2 Akkent
K7 Kadın 65 2 Emek
K8 Kadın 68 1 Emek
K9 Kadın 51 5 Beyazlar
K10 Kadın 60 2 23 Nisan
K11 Kadın 56 4 Güvenevler
K12 Erkek 76 4 Güvenevler